-
- Katılım
- 22 Mart 2025
-
- Mesajlar
- 57
-
- Tepkime puanı
- 7
-
- Puan
- 8
20. yüzyılda, kuantum ve görelilik teorilerinin devreye girmesi ile bilinç ve zaman ilişkisi sıklıkla tartışılmaya başlanmıştır.
Farklı görüşlerin etkisiyle, zaman'ın varlığı, "anlaşılması güç bir fenomen" olarak karşımıza çıkıyor.
Spiritüel yaklaşım: Zaman bir ilüzyondur.
Bilimsel yaklaşım: Zaman gerçektir.
Öncelikle tartışmanın odağındaki, şu iki şeyi birbirinden ayırırsak kafalardaki karışıklığı giderebiliriz.
Spiritüeller genel olarak (a) Zaman'ın Algısı ile ilgilendikleri için "Zaman yoktur" diyecekler.
Bilim çevreleri ise (b) Zaman'ın Fiziksel Gerçekliği ile ilgilendikleri için "Zaman vardır" diyeceklerdir.
“Zaman yoktur” cümlesi çoğu zaman kaygı giderici bir mantradır. Ve doğu öğretilerinde bir ilüzyon olarak geçer.
Vedanta, Budizm ve Tasavvuf’ta şu vardır:
Ama bu bir kategori hatasıdır. Çünkü: “Fiziksel zaman yoktur” demek değildir!
Spiritüalitede (Budizm ve Vedanta), idealist yaklaşım sergilendiği için, bilinç ve algı esastır. Böylece bilinç olmadan dünyanın bir ilüzyon olduğuna inanılır. Örneğin, genel olarak bakmadığın zaman o nesnenin olmadığı, baktığın anda ise, bilincin o nesneyi oluşturduğu (render ettiği) savunulur. Yani "ben bakmıyorken ay orada değil" görüşü hakimdir.
Deneyimleyebileceğimiz tek gerçeklik şu andır. Geçmiş artık yoktur (sadece bir hafıza kaydıdır), gelecek ise henüz gelmemiştir (sadece bir projeksiyondur).
Modern dünya zamanı bir doğru üzerinde (A noktasından B noktasına) akan bir nehir gibi görür. Ancak spiritüel ekoller (ve bazı kuantum fiziği yorumları) zamanın eşzamanlı olduğunu ileri sürer.
Bu yaklaşıma göre "her şey aynı anda olmaktadır". Bizim kısıtlı algımız, bu devasa resmi sadece küçük bir delikten (doğrusal akıştan) görebildiği için zamanı bir sıra dahilinde algılarız.
Özellikle Hint felsefesinde (Advaita Vedanta gibi) dünya bir illüzyon veya "Maya" olarak adlandırılır. Zaman, bu illüzyonun en güçlü tutkalıdır. Zaman algısı ortadan kalktığında, kişi ikilikten (düalite/ayrılık illüzyonundan) kurtulur ve her şeyin bir olduğu "vahdet" bilincine ulaşır. Özetle; "zaman yoktur" demek, "zaman sadece zihnin dünyayı anlamlandırmak için kullandığı bir ölçü birimidir, gerçekliğin kendisi değildir" demektir.
Günümüzde, relatif olsa da Zaman'ın varlığı kanıtlanmıştır. Ayrıca deneyin sonuçlarına göre zaman:
Joseph Hafele ve Richard Keating şunu yaptı:
İki farklı etki aynı anda devredeydi:
Deneyin sonucu ne oldu?
Beklenenle (teori), ölçülen sonuçlar çarpıcı biçimde örtüştü.
Bu deney neyi KESİN olarak kanıtladı?
Einstein’ın öngörüsü doğrulandı.
Şunları çok güçlü biçimde gösterdi:
Evet, bu argüman büyük ölçüde doğru. Zaman, bilincin ürünü değil ama zaman algısı bilincin ürünü.. Yani bu sonuca varmamın önünde hiç bir engel olmadığı gibi, kendi deneyimimle bunun bir qualia yani öznel (bilinçli) deneyimimin parçası olduğunu söyleyebilirim.
Fakat, mevcut bilgilerle, zamanı bilincin yarattığı sonucuna varamayız. Bilinç, “zamanın akışı”nı ve “şimdi” deneyimini üretir; ama bu, zamanın kendisini yarattığı anlamına gelmez. Bilinç, gece ve gündüz gibi döngüsel olarak meydana gelen olayların, bedenimizdeki etkisi olan sirkadiyen ritmini yaratıyor (veya katkısı) olabilir.
Bugünkü kanıtları en az zorlayan, en çok açıklayan pozisyon:
Velhasıl, Zaman'ın fiziksel orijinini, birlikte anıldığı uzay, entropi ve kuantum alanlarında aramalıyız.
*********
Einstein ve Zaman Hakkında İlginç bir Not:
Albert Einstein da bir ara, zaman hakkında spiritüel bir görüşe sahipti. Arkadaşı Michele Besso’nun ölümünün ardından yazdığı bir mektupta şöyle demiştir:
Konu hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir:
Farklı görüşlerin etkisiyle, zaman'ın varlığı, "anlaşılması güç bir fenomen" olarak karşımıza çıkıyor.
Peki zaman gerçekten var mı, yok mu?
Bir bilim adamı ve bir spiritüelin bu konuya vereceği cevaplar farklı olacaktır.Spiritüel yaklaşım: Zaman bir ilüzyondur.
Bilimsel yaklaşım: Zaman gerçektir.
Öncelikle tartışmanın odağındaki, şu iki şeyi birbirinden ayırırsak kafalardaki karışıklığı giderebiliriz.
(a) Zaman'ın Algısı
(b) Zaman'ın Fiziksel Gerçekliği
Spiritüeller genel olarak (a) Zaman'ın Algısı ile ilgilendikleri için "Zaman yoktur" diyecekler.
Bilim çevreleri ise (b) Zaman'ın Fiziksel Gerçekliği ile ilgilendikleri için "Zaman vardır" diyeceklerdir.
Spiritüeller neden "zaman yoktur" diyor?
“Zaman yoktur” cümlesi çoğu zaman kaygı giderici bir mantradır. Ve doğu öğretilerinde bir ilüzyon olarak geçer.
- Ölüm korkusu
- Gelecek kaygısı
- Pişmanlık duygusu
- Ölüm de iptal olur
- Gecikme de
- Sorumluluk da
Vedanta, Budizm ve Tasavvuf’ta şu vardır:
- Zaman mutlak değildir
- Fenomenler geçicidir
- “Ben” süreksizdir
Ama bu bir kategori hatasıdır. Çünkü: “Fiziksel zaman yoktur” demek değildir!
Spiritüalitede (Budizm ve Vedanta), idealist yaklaşım sergilendiği için, bilinç ve algı esastır. Böylece bilinç olmadan dünyanın bir ilüzyon olduğuna inanılır. Örneğin, genel olarak bakmadığın zaman o nesnenin olmadığı, baktığın anda ise, bilincin o nesneyi oluşturduğu (render ettiği) savunulur. Yani "ben bakmıyorken ay orada değil" görüşü hakimdir.
Deneyimleyebileceğimiz tek gerçeklik şu andır. Geçmiş artık yoktur (sadece bir hafıza kaydıdır), gelecek ise henüz gelmemiştir (sadece bir projeksiyondur).
Modern dünya zamanı bir doğru üzerinde (A noktasından B noktasına) akan bir nehir gibi görür. Ancak spiritüel ekoller (ve bazı kuantum fiziği yorumları) zamanın eşzamanlı olduğunu ileri sürer.
Bu yaklaşıma göre "her şey aynı anda olmaktadır". Bizim kısıtlı algımız, bu devasa resmi sadece küçük bir delikten (doğrusal akıştan) görebildiği için zamanı bir sıra dahilinde algılarız.
Maya (İllüzyon) Kavramı
Özellikle Hint felsefesinde (Advaita Vedanta gibi) dünya bir illüzyon veya "Maya" olarak adlandırılır. Zaman, bu illüzyonun en güçlü tutkalıdır. Zaman algısı ortadan kalktığında, kişi ikilikten (düalite/ayrılık illüzyonundan) kurtulur ve her şeyin bir olduğu "vahdet" bilincine ulaşır. Özetle; "zaman yoktur" demek, "zaman sadece zihnin dünyayı anlamlandırmak için kullandığı bir ölçü birimidir, gerçekliğin kendisi değildir" demektir.
Zaman'ın Fiziksel Gerçekliği, Hafele ve Keating Deneyi
Günümüzde, relatif olsa da Zaman'ın varlığı kanıtlanmıştır. Ayrıca deneyin sonuçlarına göre zaman:
- bilinç,
- gözlem,
- farkındalık ve
- algıdan
Joseph Hafele ve Richard Keating şunu yaptı:
- 4 adet sezyum atom saati aldılar
- Saatlerin ikisini doğuya, ikisini batıya doğru
- Dünya çevresinde uçakla dolaştırdılar
- Aynı anda yerde kalan referans atom saatleriyle karşılaştırdılar
İki farklı etki aynı anda devredeydi:
1. Özel Görelilik (hız etkisi)
- Hız arttıkça → zaman yavaşlar
- Uçaklar hareketli → saatler geri kalmalı
2. Genel Görelilik (yerçekimi etkisi)
- Yerçekimi azaldıkça → zaman hızlanır
- Uçaklar yerden yüksekte → saatler ileri gitmeli
Beklenenle (teori), ölçülen sonuçlar çarpıcı biçimde örtüştü.
- Doğu yönlü uçuş: (Dünya’nın dönüşüyle aynı yönde → daha hızlı)
Saatler geri kaldı (−59 nanosaniye civarı)
- Batı yönlü uçuş: (Dünya’nın dönüşüne zıt yönde → daha yavaş)
Saatler ileri gitti (+273 nanosaniye civarı)
Bu deney neyi KESİN olarak kanıtladı?
Einstein’ın öngörüsü doğrulandı.
Şunları çok güçlü biçimde gösterdi:
- Zaman'ın fiziksel olarak var olduğu ancak mutlak olmadığı.
- Hız ve yerçekimi zamanın akış hızını değiştirdiği.
Peki zaman algısı Bilinç'in ürünü mü?
Evet, bu argüman büyük ölçüde doğru. Zaman, bilincin ürünü değil ama zaman algısı bilincin ürünü.. Yani bu sonuca varmamın önünde hiç bir engel olmadığı gibi, kendi deneyimimle bunun bir qualia yani öznel (bilinçli) deneyimimin parçası olduğunu söyleyebilirim.
Fakat, mevcut bilgilerle, zamanı bilincin yarattığı sonucuna varamayız. Bilinç, “zamanın akışı”nı ve “şimdi” deneyimini üretir; ama bu, zamanın kendisini yarattığı anlamına gelmez. Bilinç, gece ve gündüz gibi döngüsel olarak meydana gelen olayların, bedenimizdeki etkisi olan sirkadiyen ritmini yaratıyor (veya katkısı) olabilir.
Bugünkü kanıtları en az zorlayan, en çok açıklayan pozisyon:
- Fiziksel düzey: Olayların düzeni/süre ölçümü (hangi teori doğruysa) bilinçten bağımsız.
- Bilişsel düzey: Beyin, hayatta kalmak için dünyayı “ardışık”, “akışkan”, “şimdi merkezli” bir arayüze çeviriyor.
- Fenomenolojik düzey: “Akış” hissi; dikkat, duygu, beklenti, beden sinyaliyle esneyen bir bilinç ürünü.
Bilinç, zamanı yaratmış olmayabilir; ama “zaman” dediğimiz deneyimi (akış, şimdi, süre) büyük ölçüde bilinç üretir.
Velhasıl, Zaman'ın fiziksel orijinini, birlikte anıldığı uzay, entropi ve kuantum alanlarında aramalıyız.
*********
Einstein ve Zaman Hakkında İlginç bir Not:
Albert Einstein da bir ara, zaman hakkında spiritüel bir görüşe sahipti. Arkadaşı Michele Besso’nun ölümünün ardından yazdığı bir mektupta şöyle demiştir:
"Bizim gibi fiziğe inanan insanlar için geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım, sadece inatçı bir illüzyondan ibarettir."
Konu hakkında daha fazla bilgi için aşağıdaki kaynaklara bakılabilir:
- Eagleman, “Human time perception and its illusions” (2008).
- Teghil & Wittmann, “How the body and brain process time” (2025) + ilgili bölüm/derleme.
- Fung ve ark., “Dopamine and the interdependency of time perception…” (2021, derleme).
- Vicario ve ark., insula–interosepsiyon–zaman ilişkisi (2020).
- Barbour, “The Nature of Time” (arXiv, 2009) + Platonia metni.
- Rovelli, The Order of Time (2017/2018) genel çerçeve.