Makale Bilinçaltı Bütün Kararlarımızı Yöneten Gizli bir Efendi mi?

Popüler psikolojide sık karşılaşılan bir anlatı var: kararlarımızın büyük bölümünü farkında olmadığımız bir bilinçaltı verir, bilinçli zihin ise yalnızca sonradan gerekçe uyduran bir sözcüdür. Bu anlatıya göre reklamcılar görünmez mesajlarla alışverişimizi yönetir, beyin biz fark etmeden seçimimizi yapar, özgür irade de bir yanılsamadır. Anlatının bazı parçaları gerçekten bilimsel bulgulara dayanıyor. Ancak bu bulgular yakından incelendiğinde tablo, "gizli bir efendi" metaforunun çizdiğinden hem daha ilginç hem daha karmaşık. Bu yazı üç soruyu sırayla ele alıyor: Bilinç dışında gerçekten neler oluyor? Beynin kararı "bizden önce" verdiğini gösterdiği söylenen deneyler ne anlatıyor? Ünlü bilinçaltı etkileri titiz testlere nasıl dayandı? Kısa yanıt şu: bilinç dışı süreçler gerçek ve yaygın, ama bağımsız bir yönetici gibi çalıştıklarına dair kanıt zayıf.

Önce kavram: "bilinçaltı" neyi anlatıyor?

Günlük dilde "bilinçaltı", kendi istekleri ve planları olan, bilinçli benliğin arkasında saklı ikinci bir akıl gibi düşünülür. Bilişsel psikoloji ise genellikle başka bir şeyden söz eder: farkında olmadan işleyen, ama bizden ayrı bir kişilik oluşturmayan bilinç dışı süreçlerden. Bu yazıda "bilinçaltı" ifadesi başlıktaki popüler soruyu karşılamak için, "bilinç dışı süreçler" ise bilimsel bulguları anlatmak için kullanılıyor.

Kihlstrom (1987), Science dergisinde yayımlanan bir derlemede bu süreçleri bilişsel bilinçdışı başlığı altında topladı. Derlemeye göre algısal, bilişsel ve motor beceriler deneyimle otomatikleşir ve bu yolla bilinç dışı hâle gelir. Bilinçli olarak algılanamayan ya da hatırlanamayan olaylar da zihinsel işlevleri etkileyebilir. Kihlstrom bu kanıtları bilinçaltı algı, örtük bellek ve hipnoz araştırmalarından derledi.

Bu tanım başlıktaki soruya ilk ipucunu veriyor. Bilimsel anlamda bilinç dışı süreçler, çoğunlukla otomatikleşmiş beceriler, hızlı algısal işlemler ve farkında olmadan etkisini sürdüren bellek izleri demektir. Bunların kendi başına amaç belirleyen gizli bir akıl oluşturduğu, kanıtlardan çok metafordan gelen bir çıkarımdır.

Bilinç dışında gerçekten neler oluyor?

Görmeden işlemek

Bilinç dışı işlemenin en sağlam kanıtlarından bazıları maskeli hazırlama (masked priming) deneylerinden geliyor. Bu deneylerde bir sözcük ya da sayı ekranda o kadar kısa süre ve başka görüntülerin arasına sıkıştırılmış biçimde gösterilir ki kişi onu göremediğini bildirir. Buna karşın görünmeyen uyaran, hemen ardından gelen ilgili bir uyaranın işlenmesini kolaylaştırabilir.

Dehaene ve arkadaşları (1998), bu etkinin ne kadar derine indiğini davranış ölçümleri ve beyin görüntüleme yöntemlerini birlikte kullanarak sayılarla inceledi. Görünmeyen sayılar beynin elektriksel ve kan akışına bağlı etkinliğinde ölçülebilir izler bıraktı. Katılımcılar açıkça görünen bir sayıyı karşılaştırma görevini yaparken, aynı görev kuralını görmedikleri maskeli sayıya da istemeden uyguluyor gibiydi; bu, gizli motor etkinlikten anlaşılıyordu. Yazarlar buradan, algısal, anlamsal ve motor süreçlerden oluşan bir zincirin farkındalık olmadan işleyebileceği sonucuna vardı.

Bu bulgu önemli ama kapsamı da belli. Görev kuralını belirleyen kişinin kendisiydi; bilinç dışı işlem, bilinçli olarak benimsenmiş bir görevin içinde gerçekleşti. Bu, gizli bir efendiden çok, verilen talimatı hızla uygulayan bir yardımcıyı andırıyor. Bu son benzetme yazının yorumudur, çalışmanın iddiası değildir.

Alışkanlıklar: verimli otomatik pilot

Günlük hayatta bilinç dışı süreçlerin en görünür biçimi alışkanlıklardır. Wood, Quinn ve Kashy (2002), katılımcıların saat başı ne yaptıklarını, ne düşündüklerini ve ne hissettiklerini kaydettiği iki ayrı günlük tutma çalışması yaptı. Alışkanlık, neredeyse her gün ve sabit bir bağlamda yapılan davranış olarak tanımlandı. Katılımcılar alışkanlık niteliğindeki bir davranışı sürdürürken çoğu zaman o davranışla ilgisiz şeyler düşünüyordu. Yazarlara göre bunun nedeni, davranışı bilinçli olarak yönlendirmeye gerek kalmamasıydı. Daha seyrek yapılan ya da bağlamı değişen davranışlarda ise düşünceler davranışla örtüşüyordu; yani eylemi yönlendirmek için düşünmek gerekiyordu. Alışkanlık niteliğindeki davranışlar ayrıca daha az stresle ilişkiliydi. Bu bulgu, otomatikleşmenin zihni başka işlere ayırmaya olanak veren bir kolaylık olarak işlediği biçiminde yorumlanabilir.

Wood ve Rünger'in (2016) derlemesi, alışkanlıklarla bilinçli amaçlar arasındaki ilişkiyi üç noktada özetliyor. Birincisi, alışkanlıklar insanlar bir amacın peşinden giderken aynı bağlamda aynı tepkiyi tekrarladıkça oluşur. İkincisi, alışkanlıklar ve bilinçli amaç arayışı eylemi birlikte yönlendirir; alışkanlık ise verimli, varsayılan tepki biçimidir. Üçüncüsü, insanlar bir davranışı sık yaptıklarını gördüklerinde o davranışı bilinçli olarak istemiş olmaları gerektiği sonucuna varma eğilimindedir.

Bu tablo "efendi" metaforuyla pek uyuşmuyor. Alışkanlıklar çoğu zaman bir zamanlar bilinçli olarak seçilmiş amaçların tortusudur. Bilinç dışı süreç burada bir yönetici değil, tekrarlanan seçimlerin kısayoludur. Ancak üçüncü nokta da önemli: insanlar alışkanlıkla yaptıkları şeyi kendi kararları olarak yorumlayabiliyor. Bu da bizi bir sonraki soruya götürüyor.

Nedenlerimizi ne kadar biliyoruz?

Johansson ve arkadaşları (2005), katılımcılara ikişer yüz fotoğrafından oluşan çiftler gösterip her çiftten daha çekici buldukları yüzü seçmelerini istedi. Ardından bazı denemelerde, katılımcıların fark etmeyeceği biçimde, seçtikleri yerine seçmedikleri yüzü onlara gösterip neden bu yüzü seçtiklerini sordular. Katılımcılar niyet ettikleri seçim ile önlerindeki sonuç arasındaki belirgin uyuşmazlıkları fark edemedi. Üstelik aslında seçmedikleri yüz için içgözleme dayalı gerekçeler sundular. Araştırmacılar bu olguya seçim körlüğü (choice blindness) adını verdi.

Bu deney, bilinçaltının kararı gizlice verdiğini değil, kararlarımızın nedenlerine ilişkin içgözlemimizin sanıldığı kadar güvenilir olmadığını gösteriyor. Aradaki fark ince ama önemli. Kararı veren bir "gizli efendi" yerine, karar verildikten sonra makul bir hikâye kurmakta oldukça becerikli bir zihin görüyoruz.

Beyin kararı bizden önce mi veriyor?

Libet deneyi

"Bilinçaltı kararlarımızı yönetir" iddiasının en çok başvurulan dayanağı, Benjamin Libet ve arkadaşlarının 1983'te yayımladığı deneydir. Katılımcılar istedikleri anda kendiliğinden, istemli bir hareket yaptı. Bu sırada hareketten önce yavaş yavaş yükselen ve hazırlık potansiyeli (readiness potential) denen beyin etkinliği kaydedildi. Katılımcılar ayrıca dönen bir ışık noktasının saat kadranı üzerindeki konumunu hatırlayarak hareket etme isteğini ilk ne zaman fark ettiklerini bildirdi.

Sonuçlar, beyin etkinliğinin başlangıcının bildirilen bilinçli niyetten en az birkaç yüz milisaniye önce geldiğini gösterdi. Katılımcıların hareketlerin tümünü kendiliğinden yaptığını bildirdiği serilerde bu fark ortalama yaklaşık 350 milisaniyeydi. Önceden planlama deneyiminin de bildirildiği serilerde ise ortalama yaklaşık 800 milisaniyeye çıkıyordu. Veriler beş katılımcıdan, her biriyle yapılan en az altı oturumdan toplandı. Libet ve arkadaşları, kendiliğinden gerçekleşen istemli bir eylemin beyinde bilinç dışı olarak başlayabileceği ve bunun bilinçli başlatma ile denetim olanağına bazı sınırlar getirdiği sonucuna vardı.

Deneyin bir sınırlılığı da dikkat çekiyor: bilinçli niyetin zamanı, katılımcının saat kadranındaki konumu sonradan hatırlamasına dayanıyordu. Newell ve Shanks'in (2014) genel olarak vurguladığı farkındalığı ölçme güçlükleri, bu tür öz bildirimlere dayanan zamanlama ölçümleri için de akılda tutulmalı. Bu, deneyin sonucunu geçersiz kılmaz; ama milisaniyelik farkların ne kadar kesin yorumlanabileceği konusunda ihtiyatlı olmayı gerektirir.

On saniye önceden okunan kararlar

Soon ve arkadaşları (2008) bu soruyu işlevsel beyin görüntülemeyle yeniden ele aldı. Bildirdiklerine göre serbest bir kararın sonucu, karar farkındalığa ulaşmadan 10 saniyeye kadar önce ön alın ve yan kafa bölgelerinin etkinliğinde kodlanmış olarak bulunabiliyordu. Yazarlar bu gecikmenin, yaklaşan bir kararı farkındalıktan çok önce hazırlamaya başlayan üst düzey denetim bölgelerinden oluşan bir ağın çalışmasını yansıttığını öne sürdü; bu yorumu kendileri de "muhtemelen" diye nitelendirdi.

Bu iki çalışma, özgür iradenin yanılsama olduğu yönündeki iddialarda sık başvurulan dayanaklar arasında yer alıyor; Maoz ve arkadaşlarının (2019) belirttiği gibi bazı araştırmacılar bu tür bulguları bilincin karar vermede nedensel bir rolü olmadığının kanıtı olarak görüyor. Ancak sonraki araştırmalar, bu deneylerin neyi ölçtüğü konusunda önemli sorular ortaya çıkardı.

Hazırlık potansiyeli gerçekten bir "karar" mı?

Schurger, Sitt ve Dehaene (2012), hazırlık potansiyeli için farklı bir açıklama önerdi. Onların modeline göre, belirli bir zaman işaretinin olmadığı ve yalnızca "bir ara hareket et" talimatının verildiği görevlerde, hareketin tam olarak ne zaman başlayacağını büyük ölçüde nöral etkinlikteki kendiliğinden, eşik altı dalgalanmalar belirler. Kayıtlar hareket anına göre hizalanıp ortalandığında bu rastgele dalgalanmalar, yavaş yavaş yükselen bir hazırlık sinyali gibi görünür. Yazarlar modelin öngördüğü bir sonucu ikinci bir EEG deneyinde doğruladı. Bu yoruma göre hazırlık potansiyeli, verilmiş bir kararın izi olmaktan çok, keyfi bir hareketin zamanlamasını belirleyen gürültünün ortalamasıdır.

Maoz ve arkadaşları (2019) bu tartışmayı gerçek sonuçları olan kararlara taşıdı. Yazarlara göre önceki çalışmalar keyfi kararlara, yani amaçsız, gerekçesiz ve sonuçsuz seçimlere odaklanmıştı. Onlar ise kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılacak 1.000 dolarlık bir bağış görevinde, gerçek sonuçları olan düşünülmüş kararlarla keyfi kararları doğrudan karşılaştırdı. Keyfi kararlarda beklenen hazırlık potansiyeli görüldü; düşünülmüş kararlarda ise belirgin biçimde yoktu. Yazarlar bu sonucun, bilincin karar vermede nedensel bir rolü olmadığını savunan çalışmaların gerçek hayattaki kararlara genellenebilirliğini sorguladığını belirtti.

Schultze-Kraft ve arkadaşları (2016) ise başka bir soruyu sordu: hazırlık potansiyeli başladıktan sonra hareket iptal edilebilir mi? Katılımcılar, hazırlık potansiyelini gerçek zamanlı algılayıp durma sinyali veren bir beyin-bilgisayar arayüzüne karşı oyun oynadı. Sonuçlar, katılımcıların hazırlık potansiyeli başladıktan sonra bile hareketi durdurabildiğini gösterdi. İptal, durma sinyali hareketten 200 milisaniyeden daha önce geldiğinde mümkündü; bu nokta bir tür geri dönüşü olmayan nokta oluşturuyordu.

Önemli ayrım: Bu kutu yazının kendi özetidir. Libet türü deneyler çoğunlukla "şimdi mi, biraz sonra mı parmağımı kıpırdatayım?" gibi sonucu olmayan keyfi hareketleri inceler. Bu hareketlerden önce ölçülen beyin etkinliği, iş, ilişki ya da ahlak gibi gerçek sonuçları olan kararların da bilinç dışında önceden verildiğini tek başına göstermez. Maoz ve arkadaşlarının bağış deneyi, bu iki karar türünün farklı beyin süreçlerine dayanabileceğini düşündürüyor.

Ünlü bilinçaltı etkileri titiz testlerden nasıl geçti?

Görünmez reklamlar

Bilinçaltı reklam fikri, 1957'de James Vicary adlı bir pazar araştırmacısının bir sinemada perdeye fark edilmeyecek kadar kısa süreli "Coca Cola iç" ve "patlamış mısır ye" mesajları yansıtarak satışları ciddi ölçüde artırdığını iddia etmesiyle ün kazandı. Karremans, Stroebe ve Claus'un (2006) aktardığına göre bu bulguyu hiç kimse tekrarlayamadı; çalışma hiç yayımlanmadı ve bir tanıtım aldatmacası olduğu anlaşılıyor.

Karremans ve arkadaşları buna karşın daha mütevazı bir etkiyi test etti. İki deneyde bir içecek markasının adı katılımcılara bilinçaltı düzeyde gösterildi. Bu gösterim, katılımcıların o markayı seçme ve içme niyetini olumlu yönde etkiledi; ama yalnızca susamış olanlarda. Susamamış katılımcılarda böyle bir etki görülmedi.

Aynı makale ilginç bir çelişkiye de dikkat çekiyor. Farkında olmadan yönlendirilme fikri insanlara o kadar itici gelmiş ki bilinçaltı reklam Avustralya, Britanya ve ABD'de yasaklanmış. Buna karşın yazarların aktardığı bir kaynağa göre ABD'li tüketiciler, bilinçaltı mesaj içeren kişisel gelişim kasetlerine yılda 50 milyon dolardan fazla para harcıyordu. Oysa yazarların özetlediği bilimsel testler bu kasetlerin öz saygı, bellek ve kilo verme gibi alanlarda etkili olduğuna dair kanıt bulamamıştı.

Karremans ve arkadaşlarının kendi bulgusu ise başlıktaki soru açısından öğretici. Bilinçaltı bir uyaran, kişide zaten var olan bir amacı belirli bir seçeneğe yönlendirebildi; ama olmayan bir isteği yaratmadı. Etki, gizli bir efendinin emrinden çok, zaten verilmiş bir kararın ayrıntısına dokunan küçük bir itki gibi görünüyor. Bu da bulguların yazı tarafından yapılan bir yorumudur.

Yaşlılık sözcükleri ve yavaş yürüyüş

Sosyal psikolojide bilinç dışı etkilerin simgesi hâline gelen çalışmalardan biri, Bargh ve arkadaşlarının 1996 tarihli deneyiydi. Doyen ve arkadaşlarının (2012) aktardığına göre bu deneyde yaşlılık kalıp yargısına farkında olmadan maruz bırakılan katılımcılar laboratuvardan daha yavaş yürüyerek çıkmıştı.

Doyen ve arkadaşları bu çalışmayı otomatik zaman ölçümüyle ve daha büyük bir örneklemle tekrarlamaya çalıştı. İlk deneyleri herhangi bir hazırlama etkisi göstermedi. İkinci deneyde deneyi yürüten kişilerin beklentilerini değiştirdiler: yarısına katılımcıların yavaşlayacağı, yarısına hızlanacağı söylendi. Yürüme hızı etkisi yalnızca deneyi yürütenler katılımcıların yavaşlayacağına inandığında ortaya çıktı. Deney sonrası görüşmeler de katılımcıların hazırlayıcı sözcüklerin bir ölçüde farkında olduğunu düşündürüyordu. Yazarlar, davranışsal hazırlamanın gerçek olsa bile genellikle varsayılandan farklı mekanizmalarla ortaya çıktığı sonucuna vardı.

"Üzerinde bir gece uyu" tavsiyesi

Dijksterhuis ve arkadaşları (2006), dikkatsiz düşünme (deliberation-without-attention) adını verdikleri bir hipotezi test etti. Hipoteze göre havlu gibi basit seçimler bilinçli düşünmeden sonra daha iyi sonuç verirken, ev ya da araba gibi karmaşık seçimler bilinç dışı düşünmeye bırakılmalıydı. Yazarlar laboratuvarda ve gerçek alışverişçilerle yaptıkları dört çalışmada, karmaşık ürünlere ilişkin kararların dikkat vermeden alındığında daha olumlu değerlendirildiğini bildirdi.

Bu iddia sonraki yıllarda sıkı biçimde sınandı. Nieuwenstein ve arkadaşları (2015), önceki çalışmaları bir meta-analizde birleştirdi ve 399 katılımcıyla, etkinin ortaya çıkması için en uygun kabul edilen koşullarda geniş ölçekli bir tekrar çalışması yaptı. Tekrar çalışması bilinç dışı düşünme avantajına dair hiçbir kanıt bulmadı. Meta-analiz ise bu avantajı bildiren önceki çalışmaların görece küçük örneklemli ve istatistiksel gücü düşük çalışmalarla sınırlı kaldığını gösterdi. Yazarlar, kısa bir dikkat dağıtmanın bilinçli düşünmeye göre daha iyi kararlara yol açtığı iddiasının güvenilir bir dayanağı olmadığı sonucuna vardı.

Örtük önyargılar ve davranış

Farkında olmadan taşıdığımız çağrışımlar ve önyargılar da bilinçaltı tartışmalarının önemli bir parçası. Bu çağrışımlar çoğunlukla tepki sürelerine dayanan örtük ölçümlerle incelenir. Forscher ve arkadaşları (2019), 87.418 katılımcıyı kapsayan 492 çalışmayı birleştirerek bu ölçümleri değiştirmeye yönelik yöntemleri inceledi. Örtük ölçümler değiştirilebiliyordu, ama etkiler çoğu zaman görece zayıftı. Yöntemler açık tutum ölçümlerini daha tutarsız ve daha az değiştirdi; davranışta ise genellikle önemsiz düzeyde değişiklik yarattı. En önemlisi, örtük ölçümlerdeki değişim açık tutumlardaki ya da davranıştaki değişime aracılık etmiyordu.

Bu bulgu, örtük çağrışımların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; çalışma yalnızca bu ölçümleri değiştirmeye yönelik kısa süreli müdahaleleri inceliyor. Ancak örtük ölçümlerle yakalanan şeyin davranışı doğrudan ve güçlü biçimde yöneten bir mekanizma olduğu varsayımını zayıflatıyor.

Genel bir değerlendirme

Newell ve Shanks (2014), Behavioral and Brain Sciences dergisinde yayımlanan eleştirel derlemelerinde karar vermede bilinç dışı etkileri inceleyen üç büyük araştırma alanını değerlendirdi: çok ipuçlu yargılar, dikkatsiz düşünme ve belirsizlik altında kararlar. Hazırlama çalışmalarına, istemli eylemlerin zamanlamasına ve kör görme gibi olgulara da kısaca değindiler. Vardıkları sonuca göre bilinç dışı etkilere karar kuramlarında şişirilmiş ve hatalı bir açıklayıcı güç atfedilmişti. Bunun üç nedeni vardı: farkındalığı ölçme yöntemlerinin yetersizliği, "kilometre taşı" sayılan sonuçların yapay açıklamalarının göz ardı edilmesi ve sezgilerimize uyan sonuçların eleştirisiz kabul edilmesi.

Bu derleme bilinç dışı süreçlerin varlığını reddetmiyor. Asıl söylediği, "bir şeyin farkında değildik" demenin göründüğünden zor olduğu ve pek çok ünlü bulgunun bu zorluğu yeterince hesaba katmadığı.

Kanıtların bir arada görünümü

Aşağıdaki tablo, yazıda ele alınan popüler iddiaları ve bunlara ilişkin bulguları yan yana getiriyor. Son sütundaki değerlendirmeler, incelenen kaynaklara dayanan yazının kendi özetidir.

Popüler iddiaİlgili bulguDeğerlendirme
Görmediğimiz uyaranlar bizi etkiler.Maskeli sayılar algısal, anlamsal ve motor işlemleri etkiledi (Dehaene ve ark., 1998).Destekleniyor, ancak bilinçli olarak benimsenmiş bir görevin içinde.
Bilinçaltı reklam satın alma kararını belirler.Vicary'nin iddiası aldatmacaydı; marka etkisi yalnızca susamış kişilerde görüldü (Karremans ve ark., 2006).Güçlü biçimi desteklenmiyor; zayıf ve amaca bağlı bir etki var.
Beyin kararı bizden saniyeler önce verir.Keyfi hareketlerden önce hazırlık potansiyeli var; düşünülmüş kararlarda yok (Maoz ve ark., 2019).Keyfi hareketler için tartışmalı; anlamlı kararlara genellenemiyor.
Karmaşık kararları bilinçaltına bırakmak daha iyidir.Geniş ölçekli tekrar çalışması etki bulamadı (Nieuwenstein ve ark., 2015).Güvenilir biçimde desteklenmiyor.
Kararlarımızın nedenlerini tam biliriz.Katılımcılar seçmedikleri yüz için gerekçe sundu (Johansson ve ark., 2005).İçgözlemin sınırlı olduğu destekleniyor.

Peki kararlarımızı kim veriyor?

Tablodan çıkan örüntü tutarlı. Bilinç dışı süreçlerin en sağlam kanıtları algı, beceri ve alışkanlık gibi alanlardan geliyor. Bu süreçler hızlı, verimli ve çoğu zaman görünmez. Buna karşılık bilinç dışı süreçlerin karmaşık ve anlamlı kararları kendi başına verdiği, bizim de yalnızca onayladığımız yönündeki güçlü iddialar, titiz testlerde çoğu zaman zayıfladı ya da tekrarlanamadı.

"Gizli efendi" metaforu üç açıdan yanıltıcı görünüyor. Birincisi, bu metafor bilinç dışı süreçlere kendi amaçları olan ayrı bir kişilik atfediyor. Oysa incelenen bulgularda bu süreçler çoğu zaman bilinçli amaçlarla iç içe: maskeli sayılar bilinçli olarak benimsenen görev kuralına göre işlendi, bilinçaltı marka etkisi yalnızca susamış kişilerde ortaya çıktı, alışkanlıklar da amaçların tekrarından doğdu. İkincisi, metafor bilinçli düşünmenin işlevsiz olduğunu ima ediyor. Oysa Maoz ve arkadaşlarının bulgusu, düşünülmüş kararların keyfi hareketlerden farklı işleyebileceğini gösteriyor. Üçüncüsü, metafor bütün kararlar için tek bir yanıt veriyor. Kanıtlar ise yanıtın kararın türüne göre değiştiğini düşündürüyor.

Yine de "bilinçli zihin her şeyin farkında olan bir kaptan" demek de doğru değil. Seçim körlüğü ve alışkanlık araştırmaları, neden yaptığımızı sandığımız şeyle gerçekte neyin etkili olduğu arasında boşluk olabileceğini gösteriyor. İnsanlar sık yaptıkları şeyi istemiş olmaları gerektiği sonucuna varabiliyor ve seçmedikleri bir şey için bile inandırıcı gerekçeler üretebiliyor. Bu bulgular bilinçli benliği tahttan indirmiyor; ama onun kendini anlatma biçiminin her zaman güvenilir bir tutanak olmadığını hatırlatıyor.

Bu noktada felsefi bir sınırı da belirtmek gerekir. Beyin etkinliğinin bilinçli farkındalıktan önce başlaması, kendi başına özgür iradenin olmadığını kanıtlamaz; bilinçli farkındalığın bir sürecin sonunda ortaya çıkması, o sürecin "bize" ait olmadığı anlamına da gelmez. Bu yorumların hangisinin doğru olduğu, deneysel verilerden çok özgür irade ve benlik kavramlarının nasıl tanımlandığına bağlıdır. Bu yazı o felsefi tartışmayı çözmeye değil, deneylerin gerçekte ne gösterdiğini ayırmaya çalışıyor.

Sonuç: Efendi değil, geniş bir mutfak ekibi

Bilinç dışı süreçler bütün kararlarımızı yöneten gizli bir efendi değil. Eldeki kanıtlar, pek çok zihinsel sürecin farkındalık dışında işlediğini ve bu süreçlerin algıdan alışkanlıklara kadar pek çok davranışı biçimlendirdiğini gösteriyor. Ama aynı kanıtlar, bu süreçlerin çoğunlukla bilinçli amaçlarla birlikte işlediğini, bilinçaltı reklam ya da "üzerinde uyuma" gibi ünlü iddiaların abartıldığını ve Libet türü deneylerin anlamlı kararlara kolayca genellenemeyeceğini de gösteriyor.

Daha isabetli bir benzetme, yazının kendi metaforu olarak, bir mutfak ekibi olabilir. Mutfakta pek çok iş şefin gözü önünde olmadan, alışılmış yöntemlerle ve hızla yapılır. Şef her doğrama işini izlemez ve bazen bir tabağın neden öyle çıktığını tam açıklayamaz. Ama menüyü belirleyen, yeni bir yemek denemeye karar veren ve bir şey ters gittiğinde müdahale edebilen de odur. Bilinç dışı süreçler güçlüdür; ancak kanıtlar, onları kendi başına karar veren bir hükümdar olarak değil, bilinçli amaçlarla birlikte çalışan hızlı ve verimli bir sistem olarak görmeyi daha iyi destekliyor.

Kaynakça

Bilinç dışı işleme ve genel değerlendirmeler

Dehaene, S., Naccache, L., Le Clec'H, G., Koechlin, E., Mueller, M., Dehaene-Lambertz, G., van de Moortele, P. F., & Le Bihan, D. (1998). Imaging unconscious semantic priming. Nature, 395(6702), 597–600. doi:10.1038/26967

Kihlstrom, J. F. (1987). The cognitive unconscious. Science, 237(4821), 1445–1452. doi:10.1126/science.3629249

Newell, B. R., & Shanks, D. R. (2014). Unconscious influences on decision making: A critical review. Behavioral and Brain Sciences, 37(1), 1–19. doi:10.1017/S0140525X12003214

Alışkanlıklar ve içgözlem

Johansson, P., Hall, L., Sikström, S., & Olsson, A. (2005). Failure to detect mismatches between intention and outcome in a simple decision task. Science, 310(5745), 116–119. doi:10.1126/science.1111709

Wood, W., Quinn, J. M., & Kashy, D. A. (2002). Habits in everyday life: Thought, emotion, and action. Journal of Personality and Social Psychology, 83(6), 1281–1297. PubMed kaydı

Wood, W., & Rünger, D. (2016). Psychology of habit. Annual Review of Psychology, 67, 289–314. doi:10.1146/annurev-psych-122414-033417

İstemli eylem ve hazırlık potansiyeli

Libet, B., Gleason, C. A., Wright, E. W., & Pearl, D. K. (1983). Time of conscious intention to act in relation to onset of cerebral activity (readiness-potential): The unconscious initiation of a freely voluntary act. Brain, 106(Pt 3), 623–642. doi:10.1093/brain/106.3.623

Maoz, U., Yaffe, G., Koch, C., & Mudrik, L. (2019). Neural precursors of decisions that matter: An ERP study of deliberate and arbitrary choice. eLife, 8, e39787. doi:10.7554/eLife.39787

Schultze-Kraft, M., Birman, D., Rusconi, M., Allefeld, C., Görgen, K., Dähne, S., Blankertz, B., & Haynes, J. D. (2016). The point of no return in vetoing self-initiated movements. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 113(4), 1080–1085. doi:10.1073/pnas.1513569112

Schurger, A., Sitt, J. D., & Dehaene, S. (2012). An accumulator model for spontaneous neural activity prior to self-initiated movement. Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America, 109(42), E2904–E2913. doi:10.1073/pnas.1210467109

Soon, C. S., Brass, M., Heinze, H. J., & Haynes, J. D. (2008). Unconscious determinants of free decisions in the human brain. Nature Neuroscience, 11(5), 543–545. doi:10.1038/nn.2112

Bilinçaltı etkilerin sınanması

Dijksterhuis, A., Bos, M. W., Nordgren, L. F., & van Baaren, R. B. (2006). On making the right choice: The deliberation-without-attention effect. Science, 311(5763), 1005–1007. doi:10.1126/science.1121629

Doyen, S., Klein, O., Pichon, C. L., & Cleeremans, A. (2012). Behavioral priming: It's all in the mind, but whose mind? PLoS ONE, 7(1), e29081. doi:10.1371/journal.pone.0029081

Forscher, P. S., Lai, C. K., Axt, J. R., Ebersole, C. R., Herman, M., Devine, P. G., & Nosek, B. A. (2019). A meta-analysis of procedures to change implicit measures. Journal of Personality and Social Psychology, 117(3), 522–559. doi:10.1037/pspa0000160

Karremans, J. C., Stroebe, W., & Claus, J. (2006). Beyond Vicary's fantasies: The impact of subliminal priming and brand choice. Journal of Experimental Social Psychology, 42, 792–798. doi:10.1016/j.jesp.2005.12.002

Nieuwenstein, M. R., Wierenga, T., Morey, R. D., Wicherts, J. M., Blom, T. N., Wagenmakers, E.-J., & van Rijn, H. (2015). On making the right choice: A meta-analysis and large-scale replication attempt of the unconscious thought advantage. Judgment and Decision Making, 10(1), 1–17. Cambridge Core PDF
 
Kişiselleştirme

Tema editörü

Ayarlar Renkler

  • Mobil kullanıcılar bu fonksiyonları kullanamaz.

    Alternatif header

    Farklı bir görünüm için alternatif header yapısını kolayca seçebilirsiniz.

    Görünüm Modu Seçimi

    Tam ekran ve dar ekran modları arasında geçiş yapın.

    Izgara Görünümü

    Izgara modu ile içerikleri kolayca inceleyin ve düzenli bir görünüm elde edin.

    Resimli Izgara Modu

    Arka plan görselleriyle içeriğinizi düzenli ve görsel olarak zengin bir şekilde görüntüleyin.

    Yan Paneli Kapat

    Yan paneli gizleyerek daha geniş bir çalışma alanı oluşturun.

    Sabit Yan Panel

    Yan paneli sabitleyerek sürekli erişim sağlayın ve içeriğinizi kolayca yönetin.

    Box görünüm

    Temanızın yanlarına box tarzı bir çerçeve ekleyebilir veya mevcut çerçeveyi kaldırabilirsiniz. 1300px üstü çözünürler için geçerlidir.

    Köşe Yuvarlama Kontrolü

    Köşe yuvarlama efektini açıp kapatarak görünümü dilediğiniz gibi özelleştirin.

  • Renginizi seçin

    Tarzınızı yansıtan rengi belirleyin ve estetik uyumu sağlayın.

Geri