JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Gerçek, senin ona inanmana ihtiyaç duymaz; ama yalan, varlığını sürdürmek için sadakat bekler.
Zeka, karmaşıklığı çözmek değil; karmaşıklığın ortasında basitçe kalabilme becerisidir.
Vicdan, kimsenin bakmadığı yerdeki bakışındır.
İnsan sadece acıktığında değil, anlamını kaybettiğinde de tüketir. Tükettikçe de eksilir.
Zihnin hapishanesi, anahtarı içeride olan tek hücredir.
Ahlak, genelde başkalarının günahlarını sayma sanatına dönüşür. Kendi karanlığına bakmaya cesareti olmayanın feneri hep başkasının yüzündedir.
Anlamak yükü hafifletmez; sadece nerede durduğunu ve neden düştüğünü netleştirir.
Düşmanını dışarıda arayan, içerideki işbirlikçiyi gözden kaçırır.
Sessizlik, kelimelerin yetmediği yer değil; anlamın kelimelere sığmadığı yerdir.
Adalet, güçlü olanın çıkarlarını "hak" olarak tarif etme çabasıdır. Gerçek adalet ise sessizdir ve göze batmaz.
Geçmiş, seninle gelmek zorunda değildir; onu sen taşırsın.
Kendi yalanına inanmak, deliliğin en konforlu ve en yaygın halidir.
Başkalarını kurtarma arzusu, çoğu zaman kendi enkazından kaçma girişimidir.
Özgürlük, seçeneklerin çokluğu değil; seçmek zorunda kalmamaktır.
Kendini bulmak, yeni bir parça eklemek değil; sana ait olmayan her şeyi üzerinden atmaktır.
Korku, bilinmezlikten değil; bildiğin konforun elinden gideceği ihtimalinden doğar.
Toplumun takdiri, sürüye olan uyumunun makbuzudur.
Merhamet, zayıflık değil; insanın kendi içindeki canavarı tanıyıp onu dizginlemesidir.
Anılar, zamanın tozlu raflarında duran nesneler değil; bugünü inşa eden canlı protezlerdir.