Makale Frederico Faggin -Benliğin Doğası

Merhaba Bilge Yolcu!

Burada, Frederico Faggin'in "İnsan Zekâsı ile Bilgisayar Zekâsı Arasındaki Temel Farklar" yazı dizisindeki 5 makalesinden biri olan 11 Ocak 2021 tarihli Benliğin Doğası başlıklı makalesinin çevirisini bulabilirsiniz.

Yazı Dizisi:
  1. Frederico Faggin -Bilincin Doğası (11 Ekim 2020)
  2. Frederico Faggin -Qualia, Algı ve Kavrayış (11 Kasım 2020)
  3. Frederico Faggin -Bilinç Temeldir (11 Aralık 2020)
  4. Frederico Faggin -Benliğin Doğası (11 Ocak 2021)
  5. Frederico Faggin -Bir ve Bilinç Birimleri (11 Şubat 2021)
Benliğin Doğası

Bu yazı dizisinin ilk makalesi, bilinci, duyumlar ve hislere dayalı bir iç deneyim yaşama kapasitesi olarak tanımlamış ve filozofların "qualia" olarak adlandırdığı bu deneyim türünün fiziksel, duygusal, zihinsel ve spiritüel kategorilerine dikkat çekmişti. İkinci makale, yaşamı deneyimlememizi ve bilinçli yaşamdan anlam ve amaç çıkarmamızı sağlayan qualia, algı ve kavrayışın temel özelliklerini incelemişti. Üçüncü makale, bilincin doğanın temel bir özelliği olduğunu savunmuş ve bilincin zamanın başlangıcından beri varlığını açıklayabilecek şekilde fiziğin temel varsayımlarının yeni bir yorumunu önermişti. Bu makale ise, evrenin başlangıcında zaten bilincin mevcut olduğunu kabul ettiğimizde gerçekliğin doğasını daha da derinlemesine inceleyecektir. Eğer bu doğruysa, bilinç evrenin evrimini önemsiz olmayan bir biçimde etkilemiş olmalıdır; aksi takdirde bilinç yalnızca gereksiz bir varsayım olurdu.

Evren Dinamik ve Bütüncül (Holistik)tir

Hayal edin ki, sonsuz bir "okyanus" var ve bu okyanusta sürekli olarak şekiller ortaya çıkıyor, değişiyor ve iz bırakmadan kayboluyor. Bu, hiçbir parçanın tanımlanamayacağı bütüncül bir sistemi tasvir eder. Kuantum alan kuramının (QFT) tarif ettiği evren bundan biraz daha özelleşmiştir; çünkü birçok alanın süperpozisyonundan oluşur ve her alan, örneğin “aşağı kuark” ya da “elektron” gibi her zaman aynı özelliklere sahip tanımlanabilir durumlar üretir.

Ancak bu alanlar birbirinden ayrılmazdır; dolayısıyla onlara "parça" denemez. Onları, klasik fiziğin tanımladığı sistemlerdeki ayrılabilir parçalardan ayırt etmek için “bütün-içindeki-parçalar” (part-whole) olarak adlandıracağım. Bir bütün-içindeki-parça, bütünün içinden ortaya çıkmalı ve dolayısıyla bütünün temel niteliklerini paylaşmalı; ama aynı zamanda onu diğerlerinden ayıran, kalıcı ve özgün bir kimliğe sahip olmalıdır. Bu, bir makinenin sınırlarla çevrili, sökülüp takılabilir parçaları gibi değildir. Bir alanın kalıcı kimliği, onun kuantalarının ayırt edilemezliği ile kendini gösterir. Yani, tüm kuantaları aynı temel özelliklere sahiptir.

Alanların durumları yalnızca alttan yukarıya doğru hiyerarşik olarak birleşmekle kalmaz, aynı zamanda bütünden parçaya doğru da etkilenebilir. Bu bütün-parça etkileşimi, kuantum sistemlerinin klasik sistemlerde bulunmayan iki olağanüstü özelliği olan durumların süperpozisyonu ve kuantum dolanıklık ile temsil edilir. Süperpozisyon, bir sistemin tüm olası durumlarının aynı anda var olduğu ve evrildiği anlamına gelir; ta ki içlerinden sadece biri bir olay olarak gerçekleşene kadar. Kuantum kuramı, yalnızca bir olayın gerçekleşme olasılığını bilir; hangi olayın gerçekleşeceğini değil.

Kuantum dolanıklık, süperpozisyondan bile daha gariptir. Çünkü etkileşim hâlindeki iki alan, ortak özelliklere sahip durumlar (klasik fiziğin “parçacık” dediği şeyler) yarattığında, bu özellikler uzay ve zamandan bağımsız olarak var olur. Yani dolanık iki parçacık birbirinden çok uzak mesafelere ayrılsa bile, birinin durumu ölçüldüğünde diğerinin durumu anında belirlenmiş olur—aralarındaki mesafe ne olursa olsun.

Süperpozisyon ve dolanıklık, bilgisayar gibi klasik sistemlerde yoktur. Bu nedenle bir bilgisayar yalnızca alttan yukarıya doğru tanımlanabilir. Benim modelime göre, bilinç doğanın kuantum bir özelliğidir ve fiziksel düzlemde süperpozisyon ve kuantum dolanıklık aracılığıyla kendini gösterir. Bu özellikler, yukarıdan aşağıya etkileşimi mümkün kılar ve bu da bize bir bilgisayarın neden bilinçli olamayacağını bir kez daha açıklar. Çünkü bilgisayarda parçaları bir bütün hâline getirecek hiçbir yapı yoktur. Bilgisayar, yukarıdan aşağıya yönelimi olmayan bir dizi bittir. Fizikte ontoloji yalnızca kuantum alanlarında bulunur çünkü evrenin tüm hiyerarşik düzeylerini oluşturan "öz" en nihayetinde bu alanları oluşturan özdür. Atom ve molekül gibi şeyler, yalnızca temel kuantum alanlarındaki dinamik durumlar arasındaki belirli bağlantıların veya ilişkilerin kombinasyonları olarak vardır.

Bilinçli Varlıkların İletişimi

Şimdi hayal edin ki büyük bir şehir meydanında yüzlerce insan, hayvan ve nesne var; hepsi titreşim yayıyor ve bu titreşimler ses olarak algılanabiliyor. Her biri, meydana bir miktar titreşim katkısında bulunuyor ve bu titreşimler her noktada üst üste binip her yöne yayılıyor. Her bilinçli varlık bu titreşimlerin yalnızca küçük bir kısmına dikkat kesiliyor. Seçilen bu titreşimler gözlem olarak deneyimleniyor, ses hissi olarak algılanıyor ve varlığın kapasitesine bağlı olarak anlaşılabiliyor. Ardından varlık, içsel deneyimine tepki olarak yeni titreşimler yayıyor. Genel olarak her bilinçli varlık, algı (gözlem), kavrayış (deneyim) ve özgür iradeye dayalı tepki (eylem) döngülerini sürekli tekrar eder.

Burada açıkça görüyoruz ki dış gerçeklik içsel gerçekliği etkiliyor ve içsel gerçeklik de dışsal olanı. Arada simetrik bir ilişki vardır. Ayrıca, varlığın içsel deneyimine yanıt olarak yayılan titreşimler fiziksel gerçeklik üzerinde yukarıdan aşağıya bir etkidir—çünkü hava moleküllerinin hareketini değiştirir. Oysa klasik fizikte yalnızca alttan yukarıya etkiler geçerlidir ve özgür irade diye bir şey yoktur.

Burada “içsel gerçeklik” derken kastım, bedenin içindeki fiziksel yapı—yani atomlar ve moleküller—değildir. O yapı da hâlâ dışsal gerçekliğin parçasıdır, sadece dışarıdan görünmezdir. İçsel gerçeklik, hissettiklerimizdir: bilinçli içsel deneyimimizi oluşturan qualia’lardır. Buna, özgür irade ile diğer bilinçli varlıklarla semboller oluşturarak iletişim kurma kapasitemiz de dahildir.

Başka bir deyişle, hangi anlamı iletmek istediğime dair bilinçli seçimim, bedenimi oluşturan atomlar tarafından yapılmaz. Her ne kadar bu deneyim bedenimin fiziksel yapısından etkileniyor olsa da, anlam kuantum dolanıklığa dayanır ve maddenin klasik özelliklerini aşar. Seçim yapıldıktan sonra, bilinçli komutum bedenimdeki atomların bir alt kümesini etkiler. Bu atomlar da fiziksel davranışımı etkileyerek, çıkardığım sesin iletmek istediğim anlamı taşımasını sağlar. Başka bir deyişle, ses desenleri hem dışsal (hava titreşimleri) hem de içsel (qualia, anlam) bir içeriğe sahiptir. Ve bu iki düzlem arasında çift yönlü bir iletişim olmalıdır.

Bilinçli Varlıkların İletişimi

Şimdi hayal edin ki büyük bir şehir meydanında yüzlerce insan, hayvan ve nesne var; hepsi titreşim yayıyor ve bu titreşimler ses olarak algılanabiliyor. Her biri, meydana bir miktar titreşim katkısında bulunuyor ve bu titreşimler her noktada üst üste binip her yöne yayılıyor. Her bilinçli varlık bu titreşimlerin yalnızca küçük bir kısmına dikkat kesiliyor. Seçilen bu titreşimler gözlem olarak deneyimleniyor, ses hissi olarak algılanıyor ve varlığın kapasitesine bağlı olarak anlaşılabiliyor. Ardından varlık, içsel deneyimine tepki olarak yeni titreşimler yayıyor. Genel olarak her bilinçli varlık, algı (gözlem), kavrayış (deneyim) ve özgür iradeye dayalı tepki (eylem) döngülerini sürekli tekrar eder.

Burada açıkça görüyoruz ki dış gerçeklik içsel gerçekliği etkiliyor ve içsel gerçeklik de dışsal olanı. Arada simetrik bir ilişki vardır. Ayrıca, varlığın içsel deneyimine yanıt olarak yayılan titreşimler fiziksel gerçeklik üzerinde yukarıdan aşağıya bir etkidir—çünkü hava moleküllerinin hareketini değiştirir. Oysa klasik fizikte yalnızca alttan yukarıya etkiler geçerlidir ve özgür irade diye bir şey yoktur.

Burada “içsel gerçeklik” derken kastım, bedenin içindeki fiziksel yapı—yani atomlar ve moleküller—değildir. O yapı da hâlâ dışsal gerçekliğin parçasıdır, sadece dışarıdan görünmezdir. İçsel gerçeklik, hissettiklerimizdir: bilinçli içsel deneyimimizi oluşturan qualia’lardır. Buna, özgür irade ile diğer bilinçli varlıklarla semboller oluşturarak iletişim kurma kapasitemiz de dahildir.

Başka bir deyişle, hangi anlamı iletmek istediğime dair bilinçli seçimim, bedenimi oluşturan atomlar tarafından yapılmaz. Her ne kadar bu deneyim bedenimin fiziksel yapısından etkileniyor olsa da, anlam kuantum dolanıklığa dayanır ve maddenin klasik özelliklerini aşar. Seçim yapıldıktan sonra, bilinçli komutum bedenimdeki atomların bir alt kümesini etkiler. Bu atomlar da fiziksel davranışımı etkileyerek, çıkardığım sesin iletmek istediğim anlamı taşımasını sağlar. Başka bir deyişle, ses desenleri hem dışsal (hava titreşimleri) hem de içsel (qualia, anlam) bir içeriğe sahiptir. Ve bu iki düzlem arasında çift yönlü bir iletişim olmalıdır.

Yazar hakkında:

Federico Faggin


Federico Faggin, 1965 yılında İtalya'nın Padua Üniversitesi'nden fizik alanında summa cum laude derecesiyle mezun oldu ve 1968 yılında Silikon Vadisi'ne taşındı. 1968 yılında MOS Silikon Kapı Teknolojisini geliştirdi; 1971 yılında dünyanın ilk mikroişlemcisi olan Intel 4004'ü ve ilk girişim şirketi Zilog tarafından üretilen Intel 8080 ve Z80 gibi birçok başarılı mikroişlemciyi geliştirdi. Faggin, 1974 yılından itibaren kurduğu ve yönettiği, erken dönem dokunmatik yüzey ve dokunmatik ekranların geliştiricisi Synaptics dahil olmak üzere birçok yüksek teknoloji girişim şirketinin CEO'su oldu. Halen, bilinç bilimine adanmış Federico ve Elvia Faggin Vakfı'nın başkanlığını yürütmektedir. Faggin, 2009 yılında Başkan Barack Obama'dan aldığı Ulusal Teknoloji ve İnovasyon Madalyası dahil olmak üzere birçok uluslararası ödül aldı.
 
Kişiselleştirme

Tema editörü

Ayarlar Renkler

  • Mobil kullanıcılar bu fonksiyonları kullanamaz.

    Alternatif header

    Farklı bir görünüm için alternatif header yapısını kolayca seçebilirsiniz.

    Görünüm Modu Seçimi

    Tam ekran ve dar ekran modları arasında geçiş yapın.

    Izgara Görünümü

    Izgara modu ile içerikleri kolayca inceleyin ve düzenli bir görünüm elde edin.

    Resimli Izgara Modu

    Arka plan görselleriyle içeriğinizi düzenli ve görsel olarak zengin bir şekilde görüntüleyin.

    Yan Paneli Kapat

    Yan paneli gizleyerek daha geniş bir çalışma alanı oluşturun.

    Sabit Yan Panel

    Yan paneli sabitleyerek sürekli erişim sağlayın ve içeriğinizi kolayca yönetin.

    Box görünüm

    Temanızın yanlarına box tarzı bir çerçeve ekleyebilir veya mevcut çerçeveyi kaldırabilirsiniz. 1300px üstü çözünürler için geçerlidir.

    Köşe Yuvarlama Kontrolü

    Köşe yuvarlama efektini açıp kapatarak görünümü dilediğiniz gibi özelleştirin.

  • Renginizi seçin

    Tarzınızı yansıtan rengi belirleyin ve estetik uyumu sağlayın.

Geri