Bilinç sadece matematiği değil, her şeyi üretiyor bence.
Video bana “"Hz. Adem'e isimleri öğrettik" ifadesini hatırlattı. Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi 31. ayetin meali:
Bakara Suresi 2/31:
"Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere gösterip, ‘Eğer sözünüzde samimi iseniz, haydi Bana şunların isimlerini haber verin’ dedi."
Peki "İsimlerin Öğretilmesi" Ne Demektir?
"Esma" (İsimler): Buradaki "isimler"den kasıt, varlıkların (eşyanın) isimleri, özellikleri ve fonksiyonlarıdır.
Bazı müfessirlere göre, bu sadece dil bilgisi değil, varlıkların hakikatini kavrama yeteneğidir.
İbn Abbas: "Allah, Âdem’e her şeyin ismini, hatta ağzını açıp kapamayı, yemeyi, içmeyi öğretti." der.
Taberî: "Âdem’e eşyanın isimlerini, dilleri ve sanatları öğretti." şeklinde yorumlar.
Farklı tefsirler de vardır:
Râzî: "Âdem’e öğretilen isimler, sadece dil bilgisi değil, varlıkların mahiyetidir."
Elmalılı Hamdi Yazır: "Bu ayet, insanın ilim ve irfanla diğer varlıklara üstün kılındığını gösterir."
Said Havvâ (Esâsü’t-Tefsîr): "Allah, Âdem’e eşyanın hakikatini öğretmekle insanoğluna keşif ve icat yeteneği verdi."
Peki Allah Niçin Âdem’e İsimleri Öğretti?
Meleklere Karşı Üstünlük: Melekler, "Yeryüzünde kan dökecek birini mi yaratacaksın?" (Bakara 2/30) demişlerdi. Allah, Âdem’e verdiği bu ilimle onun akıl ve öğrenme kabiliyetiyle meleklerden üstün olduğunu gösterdi.
İnsanın Halifelik Görevi: İnsan, yeryüzünde Allah’ın halifesi (temsilcisi) olarak yaratıldı. Bu görev için eşyayı tanıma, isimlendirme ve hükmetme bilgisi verildi.
Bu ayetten ne anlıyoruz?
İlmin Değeri: İnsan, bilgi sayesinde meleklerden üstün kılınmıştır.
Eşyayı Tanıma Sorumluluğu: İnsan, varlıkları isimlendirip anlamlandırarak Allah’ın halifesidir.
Tevekkül ve Teslimiyet: Melekler, bilmediklerini itiraf ederek Allah’a teslim oldular.
Peki bu ayet Federico faggin’in sözü ekseninde ne ifade ediyor?
Federico Faggin’in “Bilinç matematiği ürettiyse, matematik bilinci anlayamaz” sözü, insan bilincinin kökenine dair derin bir felsefi iddia taşıyor. Bu ifadeyi Bakara 31. ayet (Âdem’e isimlerin öğretilmesi) ile ilişkilendirdiğimizde, insanın bilinç ve bilgi kapasitesinin ontolojik boyutu ortaya çıkıyor.
Faggin’e göre, bilinç (şuur) matematiğin kaynağıdır, ancak matematik gibi araçlar bilincin özünü açıklayamaz. Benzer şekilde, ayette Âdem’e "isimlerin öğretilmesi", onun "bilinçli bir varlık" olarak yaratıldığını ve bu bilincin doğrudan Allah’tan gelen bir lütuf olduğunu gösterir.
Matematik ve İsimler: Matematik de bir tür "isimlendirme" ve soyutlama sistemidir. Ayetteki "isimler", sadece nesnelerin adları değil, varlığın anlamını kavrama yetisidir (Faggin’in "bilinç" dediği şey).
Sınırlı Araçlar: Nasıl matematik bilinci tam olarak açıklayamazsa, melekler de Âdem’e öğretilen "isimleri" bilemedi. Çünkü bu bilgi, aşkın bir kaynaktan (Allah’tan) geliyordu.
Faggin, bilincin fiziksel olmayan bir gerçeklik olduğunu savunur. Ayet de bunu destekler:
Âdem’e "isimlerin öğretilmesi", onun pasif bir alıcı değil, aktif bir "özne" olarak yaratıldığını gösterir.
Meleklerin aciz kalması: Bilinç (ve onun ürünü olan dil/matematik), maddi süreçlerle açıklanamaz. Tıpkı meleklerin Âdem’in bilgisini kavrayamaması gibi, maddeci yaklaşımlar da bilinci tam olarak açıklayamaz.
Faggin: "Bilincin kendisi, onun ürettiği araçlarla anlaşılamaz."
Ayet: "Melekler, Âdem’in bilgisi karşısında aciz kaldı."
Bu ikisinin ortak teması, hakikati kavrama yetisi (bilinç), ancak Yaratıcı’nın lütfuyla mümkündür. İnsan, bilimi ve matematiği üretebilir, ancak bu araçlar bilincin özünü asla tam olarak kuşatamaz.
Kur’an’ın mesajı: İnsan, Allah’tan aldığı "isimler" (bilinç ve bilgi) sayesinde varlığı anlamlandırır. Bu, Faggin’in "bilinç" vurgusuyla örtüşür.
Felsefi çıkarım olarak bilinç, materyalist indirgemecilikle açıklanamaz. Tıpkı meleklerin Âdem’in bilgisini bilememesi gibi, insan da bilincin kaynağını salt akılla kavrayamaz.
Özetle: Bu ayet, insan bilincinin ve bilgisinin ilahi bir kaynağı olduğunu, onun araçlarla (matematik/dil) sınırlanamayacağını gösterir. Faggin’in sözü, bu metafizik gerçeği bilimsel bir dille ifade eden bir yankıdır diyebiliriz.
Daha önce simülasyon başlıklarında dile getirdiğim bir konu var.
Şu an bu satırları okuduğunuza göre hepiniz bilgisayar/cep telefonu kullanabilen ve anlayabilen bir insanlarsınız. Bu satırları okumanızı sağlayan programın adı WhatsApp. Temelde bir iletişim programı ve bunu yaratan şey bilgisayar kodları.
Bilgisayar sistemlerinin/programlarının temel “kod” hiyerarşisini, en alt seviyeden en üst seviyeye sıraladığımızda
1. Transistörler 2. Mantık Kapıları 3. Makine Kodu 4. BIOS/UEFI 5. Bootloader 6. Kernel 7. İşletim Sistemi 8. Uygulamalar
Gibi bir örüntü ile karşılaşırız. (daha da genişletilebilir)
Bakın bu hiyerarşinin 8. Katmanında bu satırları okuma şansına sahipsiniz.
“Hepinizi çok seviyorum” cümlesi ilk 7 katmanda anlam ifade etmeyebilir. 8. Katmanda ise hangi uygulamada ifade edildiğine göre anlam değiştirebilir. Word uygulamasında yer aldığı içeriğe göre anlamı değişir, ibooks uygulamasında bir günlük cümlesi olabilir,whatsapp grubunda grup içerisindeki 8-10 üyeyi ifade ederken bir sohbet odasında milyonlara seslenebilir.
Ancak ilk 7 katmanda yazıldığında karşılığı olmayabilir. Olması için yine bir karşılık yaratılmış olması gerekmektedir.
Uygulama seviyesinde bir karşılığının olması gerekmezken ilk 7 katmanda karşılığı varsa çalışan bir cümle/komut satırıdır.
Uygulama seviyesinde karşılığının olması gerekmeyip, bu cümleyi yazdıktan sonra oluşan karşılıklar yazan kişiden bağımsız bu cümleyi okuyan kişiler tarafından farklı komutlar/anlamlar içerebilirken ilk 7 katmanda farklı komutlar/anlamlar içermesi yine önceden tanımlanmış olmasına bağlıdır (AND, IF, OR, WHILE vs vs gibi)
Farklı bir örnek. Matematik bize 2 takım arasında oynana bir maçın istatistiklerini verir ancak A takımı %95 topla oynayıp B takımı %5 topla oynamışken maçın sonucunun nasıl olup da B takımı lehine 1-0 veya 2-0 hatta 3-0 bitebildiğini anlamamıza yardımcı olmaz. Bunun için maçı izlemiş olmamız gerekir.
Bir alt katmana inelim. Matematik istatistiği üretmiştir ancak istatistikle matematiği anlayamayız/açıklayamayız. İstatistik matematiğin bir enstrümanıdır. Aracıdır. Ancak tek başına matematiği ifade edemez.
Aslında bizim bilinci, evreni, hayatı anlama çabamız, “sinestezik” bir çabadır.
Sinestezi nedir?
Duyuların birbirine karışması veya birleşmesi durumu. Yunanca "syn" (birleşik) + "aisthesis"(algı) kelimelerinden türetilmiştir.
Sinestezik bireylerde, bir duyusal uyaran (örneğin bir nota), otomatik olarak başka bir duyusal deneyim (örneğin bir renk) yaratır.
Detaylı bilgi ve meraklısına sinestet olup olmadığını anlamak için:
konu bağlamındaki özet cümle: 15:20
Bu arada, hepimiz biraz sinestetiz. Hepimiz doğduktan sonra kaybettiğimiz sinestezi özelliklerimizi farklı alanlarda geliştirebiliyoruz da aslında.
Sinestezinin manipüle edilebilir olması da çığır açıcı ancak aynı zamanda distopik de bir durum bence:
https://www.ted.com/talks/neil_harbisson_i_listen_to_color?language=tr
Roller coaster misali döndük dolaştık. Konumuza dönelim.
Bana göre cansızların da bir bilinci vardır. Ancak bu bilinç insanın idrak seviyesine göre farklılık gösterir.
Her şey bir amaç doğrultusunda var olmaktadır. Bir bilgisayar oyunundaki deniz kenarında suyun kenarında yer alan taşın üzerindeki yengecin üzerine yapışmış olan kum tanesi, eğer orada olması gerekmeseydi olmayacaktı. Bu sahneyi tasarlayan grafiker, yazılımcı bir sebepten dolayı öyle olmasını istedi.
Bu sebep sana göre daha doğal görünmesi bana göre daha güzel görünmesi, ona göre bilmem ne olması, grafikere/yazılımcıya göre bu oyunu oynayacağından emin olduğu eski sevgilisi o kum tanesini gördüğünde çok eğlendikleri o yaz tatilini hatırlayıp belki gerir arar diye, oyunun hikayesini yazan kişiye göre o kum tanesinin nereden geldiğinin belli olacağı 3 bölüm sonrasına referans oluşturması için vs vs sebeplerle olabilir.
Bilinç düşüncenin eseri mi?
Bu soru tavuk yumurta konusu diye de algılanır ve farklı görüşlerde farklı karşılıklar bulabilir ancak bana göre:
Bilinç düşüncenin kaynağıdır; düşünce bilincin sınırlı ifadesidir.
Bilinç Adem’e öğretilmiş olan isimler/esmalardır, düşünce bunlar arasındaki sınırlı ve kavramsal ilişki kurma çabasıdır.
Bilinç bir düşünce ağı olabilir mi? Evet olabilir. Ana sunucuda, bulut tabanlı, yaratıcının yansıması olan Admin, Cassius Clay, Spica vs vs. klasörleri olabiliriz ve bu sunucuda etkileşim olabilir. Bazı dosyaları ortak kullanıyor olabiliriz. Ortak kullanılan dosyalarda yapılan değişiklikler tüm kullanıcılar tarafından kabul görebilir, revize edilebilir, reddedilebilir, uzlaşma olmazsa o kullanıcının o dosyaya erişimi kaldırılabilir vs vs vs.
Şimdilik bir es verelim, tekrar ilham gelirse devam ederiz.