Makale Tyanalı Apollonius: Hz. İsa ile Karıştırılan Antik Filozof

1744760315938.webpAntik Çağ’da yaşamış olan Tyanalı Apollonius, Roma İmparatorluğu döneminde Anadolu’da ortaya çıkan, mucizevi hikâyeleriyle ünlenmiş bir filozof ve seyyahdır. M.S. 1. yüzyılda Kapadokya’nın Tyana kentinde (bugün Niğde-Kemerhisar) doğduğu rivayet edilir ve yaşamı Hz. İsa’nınkiyle hemen hemen aynı döneme denk düşer. Yeni-Pisagorcu felsefenin en önemli temsilcilerinden biri olan Apollonius, genç yaşta felsefe eğitimi almış, et yemeyi reddeden bir vejetaryen olarak disiplinli ve sade bir hayat sürmüştür. Efsanevi yaşamı boyunca Yunanistan, Anadolu, İtalya, İspanya, Kuzey Afrika, Mezopotamya, Hindistan ve Habeşistan gibi birçok bölgeyi dolaşarak bilgeliğini yaydığı, insanları iyiliğe yönlendirdiği ve çeşitli mucizeler gerçekleştirdiği anlatılır. Bu özellikleri, tarih boyunca onun sıkça Hz. İsa ile karşılaştırılmasına ve zaman zaman iki figürün birbirine karıştırılmasına yol açmıştır. Aşağıda, Tyanalı Apollonius’un hayatı ve öğretileri, Hz. İsa ile benzerlikleri, bu benzerliklerin karıştırılma sebepleri, Aytunç Altındal’ın konu hakkındaki çarpıcı görüşleri, diğer tarihçi ve teologların yorumları ile günümüze kadar uzanan etkileri ve tartışmalar ele alınacaktır.

Apollonius’un Hayatı ve Öğretileri

Apollonius, Tyana’da doğmuş bir Yunan filozoftu ve kendisini Pisagor’un öğretilerine adamıştı. Genç yaşta Tarsus’ta Pisagorcu bir okula devam etmiş, ardından Yeni-Pisagorcu öğretilerin savunucusu olarak çeşitli ülkeleri dolaşmıştır. Hayatının büyük bölümünü seyahat ederek geçiren Apollonius; Ege’den İspanya’ya, Mısır’dan Hindistan’a uzanan geniş bir coğrafyada bilgeliğini yaymış, gittiği yerlerde ahlaki ve felsefi öğütler vermiştir. Filozof, et yemeyi ve maddi lüksü reddeden bir yaşam tarzını benimsediği için tarihin ilk vejetaryenlerinden biri olarak da anılır.

Apollonius’un öğretileri, antik Yunan düşüncesinin izlerini taşır ve bu yönüyle ondan yaklaşık aynı dönemde yaşamış olan Hz. İsa’nın öğretilerinden ayrılır. Apollonius, tanrıların saf akıldan ibaret olduğu ve insanlara doğrudan müdahale etmediği inancındaydı. Bu nedenle, tanrılara dua etmek veya kurban sunmak yerine, bilgelik peşinde koşmayı ve insanlara iyilik yapmayı öğütlemiştir. “Tanrılar, kurbanlara ihtiyaç duymaz; öyleyse onları memnun etmek için ne yapmalı? Bana göre, bilgelik edinmeli ve hak eden insanlara elinden geldiğince iyilik yapmalı” sözleri Apollonius’un inanç ve ahlak anlayışını özetler niteliktedir. Bu bakış açısı, İsa’nın öğretilerinde vurgulanan iman ve duanın önemi ile tezat oluşturur ve Apollonius’un felsefesini özgün kılar.

Apollonius aynı zamanda mucizevi güçlere sahip bir bilge olarak ün kazanmıştır. Antik kaynaklar, onun hastaları iyileştirdiğini, hatta ölüleri dirilttiğini öne süren hikâyeler barındırır. Örneğin, Filostratus’un aktardığına göre Apollonius, bir Roma senatörünün ölen kızını mucizevi şekilde hayata döndürmüştür. Yine Ephesos (Efes) şehrini kasıp kavuran bir veba salgınını durdurduğu anlatılır. Bir keresinde de, müritlerinden birini evlenmek üzere olduğu kadının aslında kılık değiştirmiş bir lamia (iblis) olduğunu söyleyerek uyarıp hayatını kurtardığı rivayet edilir. Apollonius’un doğaüstü sezgilere sahip olduğuna dair anlatılar da mevcuttur: İmparator Domitian’ın 96 yılında Roma’da öldürüldüğü anı, Apollonius’un yüzlerce kilometre uzakta Efes’te “Sevinin, beyler; zorba imparator bu gün ölmüştür...” diyerek çevresindekilere bildirdiği söylenir. Bu olay antik tarihçi Cassius Dio tarafından dahi kaydedilmiştir. Tüm bu hikâyeler, Apollonius’u takipçileri nezdinde adeta yarı-ilahi bir figür haline getirmiştir.

Apollonius hayatının son döneminde imparatorluk otoriteleriyle karşı karşıya gelmiştir. Özellikle zalimlikleriyle bilinen İmparator Nero ve halefi Domitian dönemlerinde otoriteye meydan okuyan Apollonius, imparatorların despotluklarına karşı halkı bilinçlendirmeye çalışmıştır. Domitian felsefecileri Roma’ya girmekten men etmesine rağmen Apollonius gizlice kente girmiş, imparatorun yüzüne karşı zalimliğini haykırmaktan çekinmemiştir. Bu cesur tavrı nedeniyle tutuklanıp yargılanmışsa da, mahkemede yaptığı parlak savunma ve olağanüstü sezgileri sayesinde idamdan kurtulup serbest kaldığı anlatılır. Filostratus’un eserinde Apollonius’un ölümden sonra göğe yükseldiği dahi ima edilir. Gerçekten de Apollonius’un hayatının sonunda ne olduğu belirsizdir: Bazı rivayetler onun hapisten gizemli biçimde kaybolduğunu ve bir daha görülmediğini, bazısı ise Ephesos’ta bir tapınakta gözden kaybolup ölümlü dünyayı terk ettiğini öne sürer. Bu belirsiz son, Apollonius efsanesine mistik bir hava katarak onun kültünün doğmasına zemin hazırlamıştır.

Apollonius öldükten sonra ünü yaşamaya devam etmiştir. M.S. 2. yüzyılın sonlarında, eşi benzeri görülmemiş bu filozofun hayat hikâyesi, İmparator Septimius Severus’un eşi Julia Domna’nın teşvikiyle Atinalı yazar Flavius Filostratus tarafından kaleme alınmıştır. Filostratus’un “Tyanalı Apollonius’un Hayatı” adlı bu kapsamlı biyografisi, Apollonius’un mucizelerini ve öğretilerini kayıt altına almış ve gelecek nesillerin onu tanımasını sağlamıştır. Julia Domna’nın özellikle, doğu illerinde tanınan bu bilgeyi Batı’da da meşhur etmek istediği düşünülür; nitekim onun oğlu İmparator Caracalla’nın Apollonius’a özel bir hayranlık besleyip ona tapınması bu amaca işaret eden ilginç bir ayrıntıdır. İlerleyen yüzyıllarda Apollonius’un itibarı öylesine artmıştır ki, Roma dünyasında adına tapınaklar inşa edilmiştir. Antik kaynaklar, Akdeniz’in çeşitli bölgelerinde Apollonius onuruna en az 16 tapınak kurulduğunu belirtir. Yine geç Roma döneminde (IV. yüzyıl civarında) imparatorluk şehirlerinde Apollonius’un tılsımları ortaya çıkmıştır: Gökyüzünden gönderildiğine inanılan ve kentin kötü talihini defedecek büyülü sütunlar, heykeller, madalyonlar şeklinde kamusal alanlara dikilen bu tılsımlar halk arasında büyük rağbet görmüştür. Hatta İmparator Aurelianus 272 yılında Tyana şehrini ele geçirdiğinde, rüyasında Apollonius’u görüp masum halkı bağışlaması yönünde uyarı aldığını ve bu yüzden kenti yıkmaktan vazgeçtiğini yazmıştır. Bütün bunlar, Apollonius’un ölümünden sonra ilahî bir varlık mertebesine yükseltilerek onurlandırıldığını gösterir. Nitekim Orta Çağ İslam dünyasında bile Apollonius unutulmamış; Arapça kaynaklarda “Balinas” veya “Balinus” adıyla tılsımlar üstadı ve kadim bir bilge olarak anılmıştır.
1744760669340.webp

Hz. İsa ile Benzerlikleri ve Karıştırılma Sebepleri

Tyanalı Apollonius’un hayat hikâyesi ile Hz. İsa’nın yaşam öyküsü arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır. Her ikisi de M.S. 1. yüzyılda yaşamış, halka vaazlar verip doğru yaşamı öğütleyen, etraflarına müritler toplamış gezgin öğretmenlerdir. Hem İsa’nın hem Apollonius’un olağanüstü bir doğumla dünyaya geldiği anlatılır: Apollonius’un annesine hamileyken ilahi bir varlık tarafından oğlunun yarı-ilahi bir kaderi olacağı müjdelenir; İsa’nın annesi Meryem de Cebrail tarafından kutsal bir çocuk doğurmak üzere seçildiğini öğrenir. Her iki figür de daha doğar doğmaz gökyüzünde olağanüstü belirtilerle karşılanmıştır (İsa’nın doğumunda parlayan Betlehem yıldızı gibi, Apollonius’un doğumunda da yıldırımlar çaktığı söylenir. Apollonius da İsa gibi erken yaşlardan itibaren olağanüstü bir bilgelik sergileyen harika bir çocuk olarak tasvir edilir. Her ikisi de yetişkinliklerinde ailelerinden ayrılıp kendilerini bir dava yolculuğuna adamış, dünyevi zevklerden uzaklaşıp ruhani öğretiler yaymaya koyulmuşlardır. Etraflarına topladıkları öğrenciler, onların sıradan bir insan değil, Tanrı’nın seçilmiş kulları veya Tanrı oğlu olduklarına inanmıştır. Bu inancı pekiştiren en önemli unsur, hem İsa’nın hem de Apollonius’un iyileştirme, hastaları kurtarma, cin çıkarma ve hatta ölüleri diriltme gibi mucizeler gerçekleştirmesidir. Yukarıda değindiğimiz Apollonius’un mucizevi icraatları (ölü diriltme, hastalıkları yok etme vb.), İsa’nın İncil’de aktarılan mucizeleriyle şaşırtıcı benzerlikler gösterir. Bu yönüyle Apollonius, pek çok araştırmacı tarafından “1. yüzyılın Pagan Mesihi” olarak nitelendirilmiştir. Nitekim 19. yüzyılda A. Réville, Apollonius için aynen bu ifadeyi kullanmış; tarihçi Jacob Burckhardt da Apollonius’un mucizelerinin Hristiyanlık’takilerle çarpıcı paralellikler taşıdığını vurgulamıştır.

İki figürün hikâyelerindeki benzerlikler sadece hayatlarının seyrinde değil, ölümlerinde ve sonrasındaki anlatılarda da devam eder. İsa, çarmıha gerildikten sonra öldüğü halde üçüncü gün dirilmiş ve göğe yükselerek ebedi hayata kavuşmuştur. Benzer şekilde, Apollonius’un da ölmediğine, bedenini terk ederek göklere karıştığına dair inanışlar ortaya çıkmıştır. İsa’nın dirilişinden sonra öğrencilerine göründüğü ve hala ruhen aralarında olduğuna inanan Hristiyan topluluğunun bir benzeri, Apollonius için de mevcuttur: Rivayete göre Apollonius, bedensel olarak kaybolduktan sonra kuşkucu bir öğrencisine görünmüş ve “ölmediğini, hala aralarında yaşadığını” söyleyerek onu inandırmıştır. Sonrasında hem İsa’nın hem de Apollonius’un takipçileri, efendilerinin hayatını ve öğretilerini kitaplaştırmış, böylece bizlere kadar ulaşan kayıtlara dönüşmesini sağlamışlardır. Bu çarpıcı paralellikler, bazı araştırmacıların “mitik kahraman kalıbı” olarak adlandırdığı bir ortak motifler dizisinin her iki hayat hikâyesine de uygulandığı düşüncesini doğurmuştur. Bu görüşe göre Apollonius ve İsa, antik dünyanın benzer temalar üzerine inşa edilmiş kahraman figürleri olabilir.

Tarih boyunca pek çok din karşıtı yazar da bu benzerliklere dikkat çekerek, Hz. İsa’nın mucizelerinin ve azizliğinin eşsiz olmadığını savunmuşlardır. Örneğin, 3. yüzyılın sonlarında yaşamış olan Yeni-Platoncu filozof Porphyrios, Hristiyanlara Karşı adlı eserinde İsa’nın yaptıklarının benzersiz olmadığını, Apollonius’un da benzer harikalar gerçekleştirdiğini ileri sürmüştür. Yine 4. yüzyıl başlarında imparator Diocletianus dönemindeki Hristiyanlık tartışmalarında, dönemin yazarlarından Hierocles Apollonius örneğini kullanmıştır. Hierocles, Hz. İsa’nın mucizelerinin Apollonius’unkilerden üstün olmadığını, fakat buna rağmen Hristiyanların İsa’yı Tanrı sayıp Apollonius’a sadece filozof payesi verdiklerini belirtmiştir. Hatta Apollonius’un biyografisini yazanların eğitimli ve güvenilir kişiler olduğunu, buna karşın İncil yazarlarının eğitimsiz balıkçılar olduğunu söyleyerek Apollonius’u İsa’dan daha gerçek bir tarihsel şahsiyet gibi göstermeye çalışmıştır. Bu iddialar erken dönem Hristiyan düşünürlerinin sert tepkisini çekmiştir. Özellikle Filistinli kilise tarihçisi Eusebius, Hierocles’e Karşı adlı bir risale kaleme alarak Apollonius’u savunan bu görüşleri çürütmeye çalışmıştır. Eusebius, Filostratus’un Apollonius biyografisinin gerçekle alakası olmayan hayal ürünü masallarla dolu olduğunu savunmuş ve Apollonius’un bir sihirbaz, hatta şeytanlarla iş birliği yapan bir sahtekar olduğunu iddia etmiştir. Hristiyan yazar Lactantius da benzer biçimde Hierocles’e karşı Apollonius örneğini değersizleştirmeye çalışmıştır.

Antik Çağ’dan itibaren süregelen Apollonius-İsa kıyaslamaları, özellikle Aydınlanma dönemi (17-18. yy) Avrupası’nda yeniden popülerlik kazanmıştır. Hristiyanlık eleştirmeni yazarlar, Apollonius örneğini kullanarak İsa’nın ilahi iddialarını sorgulamışlardır. 1680 yılında İngiliz deist Charles Blount, Filostratus’un Apollonius biyografisinin ilk iki kitabını İngilizceye çevirip kilise karşıtı bir önsözle yayımlamıştır. Ünlü Fransız düşünür Voltaire ve takipçileri de Apollonius’u “akla uygun, evrensel bir din anlayışının öncüsü” olarak görme eğiliminde olmuşlardır. Hatta uygunsuz edebiyatıyla bilinen Marquis de Sade, “Ölmek Üzere Olan Bir Adamla Rahip Arasında Diyalog” eserinde İsa’yı ve Apollonius’u sahte birer peygamber olarak kıyaslamıştır. 19. yüzyıla gelindiğinde, Amerikan yazar John Remsburg The Christ (Mesih) (1909) adlı kitabında Apollonius’un öğretilerinin uygun ortam bulamadığı için yok olup gittiğini, buna karşın Hristiyanlığın toplumsal koşullar nedeniyle geliştiğini öne sürmüştür. Tüm bu tarihsel örnekler, Apollonius ile İsa arasındaki benzerliklerin yüzyıllar boyunca teolojik ve tarihsel bir tartışma konusu olduğunu gösterir.

Antik dünyada, her ne kadar Apollonius İsa kadar geniş kitlelerce tanınıp takip edilmese de, ona tıpkı İsa’ya atfedilen türden yarı-ilahi bir kimlik kazandırılmıştı. Yukarıda bahsedilen tapınaklar ve tılsımlar bunun bir göstergesi olmakla birlikte, yazılı kaynaklarda da Apollonius’un ilahlaştırıldığı görülür. Örneğin Kilikya bölgesinde (günümüzde Çukurova) bulunmuş bir antik epigram (kitabe) Apollonius’u şu sözlerle övmektedir: Apollon’dan adını alan bu zat “insanların hatalarını söndürmüş” ve “ölümlülerin acılarını defetmek üzere gökten gönderilmiştir”. Bu sözler, Apollonius’un takipçilerince adeta bir göksel kurtarıcı gibi görüldüğünü ortaya koyar. Nitekim 4. yüzyılda Roma’da Apollonius’un hatırasına basılan büyük boy hatıra madalyonlarında onun defne yapraklı portresi yer almış ve Yunanca “Apollonios Tyaneus” (Tyanalı Apollonius) ifadesi kazınmıştır. Aşağıdaki görselde bu tür bir madalyonun çizimini görmekteyiz:
1744760944351.webp
Apollonius’un onuruna 4. yüzyılda basılan bir contorniate (kenarı çentikli) madalyon. Üzerinde Yunanca “Apollon(ius) Tyaneus” yazısı ve filozofun profilden betimi yer almaktadır.

Bu gibi bulgu ve kayıtlar, Apollonius’un pek çok kişi tarafından “Pagan dünyasının İsa’sı” olarak kabul edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla Apollonius ile İsa’nın zaman içinde karıştırılması veya birinin diğerinin esin kaynağı olup olmadığı konusu, tarihçiler ve ilahiyatçılar için ilgi çekici ve tartışmalı bir mesele haline gelmiştir.

Aytunç Altındal’ın Görüşleri

Günümüzde Tyanalı Apollonius ile Hz. İsa’nın karıştırılması meselesini en tartışmalı biçimde gündeme getiren isimlerden biri, Türk araştırmacı yazar Aytunç Altındal olmuştur. Altındal, “Hangi İsa?” başlıklı eserinde ve çeşitli televizyon programlarında ortaya koyduğu iddialarla, alışıldık tarih anlatılarını sarsmış ve kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştır. Onun temel tezine göre, 1. yüzyıldaki gerçek tarihsel şahsiyet Apollonius’tur; Hz. İsa olarak bildiğimiz figür ise büyük ölçüde Apollonius’un hayatından derlenmiştir. Altındal, Apollonius’u “1. yüzyılın pagan mesihi” ve Hristiyanlığın asıl kurucusu olarak nitelerken, geleneksel anlamda Hz. İsa isimli bir kişinin hiç yaşamamış olabileceğini öne sürmüştür. Bu iddia ilk bakışta radikal görünse de Altındal, çeşitli tarihi kayıt ve belgelere dayandığını belirttiği bazı kanıtlar sunarak tezini desteklemeye çalışır.

Altındal’ın en dikkat çekici argümanlarından biri, Roma kaynaklarında Apollonius’un izlerinin net bir şekilde görülmesine karşın, İsa’ya dair kayıtların yok denecek kadar az olmasıdır. Gerçekten de Apollonius, imparatorlarla girdiği diyaloglar, seyahatleri ve kurduğu okullarla dönemin kayıtlarında yer bulmuştur. Örneğin İmparator Caracalla’nın Apollonius’a taptığı veya İmparator Aurelianus’un Tyana’ya saldırısını Apollonius’un ruhunun engellediği gibi vakalar Roma tarihinde geçer. Buna karşılık Altındal, Roma kayıtlarında İsa’nın ismine rastlanmadığını, İncil dışı tarihçilerin (Tacitus, Suetonius vb.) ise İsa’dan çok sınırlı bahsettiğini vurgular. Bu noktadan hareketle Altındal, İncil’de İsa’nın yaşadığı anlatılan mucizelerin ve olayların aslında Apollonius’un başından geçtiğini, kilisenin bunları İsa’ya mal ettiğini iddia eder. Ona göre “İsa’nın yaşadığı varsayılan olayları gerçekte Apollonius yaşamıştır ve bunlar Roma kayıtlarında belgeleriyle yer almaktadır” şeklindeki ifade, tarihi gerçeklerin çarpıtıldığının kanıtıdır. Altındal ayrıca Kapadokya’daki erken dönem Hristiyan kiliselerinin duvar resimlerinde, aslında Apollonius’u tasvir eden sahnelerin İsa olarak yansıtıldığını öne sürer. Özellikle Niğde ve çevresindeki kaya kiliselerinin tavanlarında Apollonius’un resimleri bulunduğunu, ancak bunların Kilise tarafından “İsa tasviri” diye tanıtıldığını iddia ederek, Hristiyan anlatısının Apollonius’un mirasını sahiplenip onu İsa figürüyle özdeşleştirdiğini ileri sürmüştür.

Aytunç Altındal, bu görüşlerini dile getirirken Vatikan’ın arşivlerine ve gizli belgelerine de atıf yapar. Ona göre Vatikan, Apollonius ile İsa konusundaki gerçekleri bilmekte ancak bunları kilisenin bekası için sır gibi saklamaktadır. Altındal, Vatikan kütüphanelerinde yaptığı araştırmalarda ve Vatikan yetkilileriyle temaslarında elde ettiğini belirttiği bazı belgelerin, İsa’nın yaşamadığına ve Apollonius’un hikâyesinin İsa’ya mal edildiğine işaret ettiğini savunmuştur. Bu iddialar, doğal olarak geleneksel Hristiyan inancıyla taban tabana zıt olduğundan, hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde büyük tartışma doğurmuştur. Altındal’ın ifadesiyle “Vatikan kardinallerinin ezberini bozan” bu görüşler karşısında, kilise tarafından doyurucu bir çürütme getirilemediğini, kendi sunduğu belgelere itiraz edilemediğini iddia etmiştir. Altındal, Apollonius’un hayatını anlattığı eserinde tarih boyunca bu konuya değinmiş batılı yazarların (örn. 1940’larda Valter Siegmeister ve Alice Winston gibi) sözlerine de yer vererek tezini desteklemiştir. Siegmeister’in “Gerçek İsa, Tyanalı Apollonius’tur” sözü ile Winston’ın “Tyanalı Apollonius, Hıristiyanlığın gerçek kurucusudur” şeklindeki iddiası, Altındal’ın vardığı sonucu önceden dile getiren örneklerdir.

Bu içeriği görüntülemek için üçüncü taraf çerezlerini ayarlamak üzere izninize ihtiyacımız olacak.
Daha ayrıntılı bilgi için çerezler sayfamıza bakın.

Ancak Altındal’ın bu tezleri ana akım tarihçiler ve ilahiyatçılar tarafından oldukça tartışmalı ve spekülatif bulunmuştur. Eleştirmenler, Altındal’ın ortaya koyduğu iddiaların sağlam bilimsel temellere dayanmadığını, komplo teorisine kaçtığını ileri sürmüştür. Yine de, onun çalışmaları Türkiye’de tarih meraklısı genel okur kitlesinin düşünmeye sevk edilmesi bakımından önemli görülmüştür. Altındal, popüler televizyon programlarına çıkarak Apollonius konusunu geniş kitlelere duyurmuş, böylece çoğu kişinin adını dahi duymadığı bu antik filozofun yeniden gündeme gelmesini sağlamıştır. Kimi çevrelerce “fazla uçuk” bulunan bu görüşler, kimilerince de “ezber bozan cesur tezler” olarak övgü almıştır. Son kertede Altındal, Tyanalı Apollonius – İsa bağıntısını Türkiye’de popüler tartışma alanına taşımış ve bu sayede ülkemizde Apollonius üzerine artan bir merak ve farkındalık oluşmasına katkı sunmuştur.

Diğer Tarihçilerin ve Teologların Yorumları

Aytunç Altındal’ın ortaya attığı iddialar, ana akım tarihçi ve ilahiyatçılar tarafından büyük ölçüde kabul görmemiştir. Akademik konsensüs, Apollonius ile İsa arasında belirgin paralellikler olsa da, ikisinin aynı kişi olmadığı ve birbirlerinin kurgusu olmadığı yönündedir. Pek çok tarihçi, Apollonius’un hayatını anlatan Filostratus’un eserinin, İsa’nın yaşadığı dönemin üstünden yaklaşık 150 yıl geçtikten sonra kaleme alındığını hatırlatarak, Hristiyan geleneğinin Apollonius’tan etkilenmesinden ziyade, Apollonius anlatısının Hristiyanlıktan etkilenmiş olabileceğini vurgular. Zira Filostratus, 3. yüzyılda Hristiyanlığın yükselişe geçtiği bir dönemde, pagan dünyaya bir “mesih” alternatifi sunarcasına Apollonius’u yüceltmiş olabilir. Bu bağlamda bazı akademisyenler, Filostratus’un Apollonius’u anlatırken Hristiyan literatüründen bildiği mucize motiflerini onun hayatına işlemiş olabileceği ihtimalini dile getirir. Nitekim uzmanlar, Apollonius’un “Hellenistik bir ilah-insan (theios aner) prototipi” teşkil etmediğini ve Hristiyanların İsa’yı Apollonius’tan esinlenerek oluşturduklarına dair kanıt olmadığını kesin bir dille belirtmektedir. Profesör Erkki Koskenniemi gibi araştırmacılar, Apollonius ile İsa öykülerindeki benzerliklerin genel bir motif benzerliği olabileceğini ancak doğrudan bir etkileşim veya kopyalama ilişkisini destekleyecek veri bulunmadığını vurgularlar.

Hristiyan teologlar da Altındal’ın görüşlerine temkinli ve eleştirel yaklaşmıştır. Kilise öğretisine göre Hz. İsa tarihte yaşamış gerçek bir kişidir ve İncil’de anlatılanlar ilahi vahye dayanır. Dolayısıyla Apollonius’un yaptığı söylenen mucizeler, Hristiyanlık açısından ya satanik bir aldatmacanın eseridir (Eusebius’un iddia ettiği gibi) ya da Apollonius efsanesi Hristiyanlıktan etkilenerek şekillenmiştir. Modern Hristiyan teologlar, Apollonius hikâyelerinin ilginç bir benzer vaka olduğunu kabul etmekle birlikte, İncil anlatısının tarihî ve ruhani değerini gölgeleyemeyeceğini belirtirler. Özellikle İsa’nın çarmıhtaki ölümünün ve dirilişinin, Apollonius’ta karşılık bulmayan özgün bir teolojik boyutu olduğu, bu nedenle Hristiyan inancının özünün benzersiz kaldığı savunulur.

Öte yandan, bazı tarafsız tarihçiler Apollonius ile İsa kıyaslamasının faydalı bir entelektüel egzersiz olabileceğini dile getirmiştir. Tanınmış Yeni Ahit tarihçisi Bart D. Ehrman, Kuzey Karolina Üniversitesi’nde verdiği derslerde ilk derse Apollonius’un hikâyesini anlatarak başlamaktadır. Ehrman, öğrencilerine bir antik çağ şahsiyetini tanıtırken, onun mucizevi doğumunu, öğretilerini, müritlerini ve göğe yükselişini aktarır; öğrenciler bunun İsa olduğunu sanırken, aslında Apollonius’u anlattığını söyleyerek herkesi şaşırtır. Ehrman’ın bu yöntemi, İsa’nın yaşamına dair anlatıların kendi dönemindeki başka kişilerinkine benzediğini göstermeyi amaçlar. Ancak Ehrman da dahil olmak üzere akademik camiada hakim olan görüş, İsa’nın tarihsel varlığının sağlam kaynaklara dayandığı, Apollonius’un varlığının ise İsa’nınkiyle karıştırılmaması gerektiğidir. Yani Ehrman, Apollonius örneğini İsa’nın hiç yaşamadığını kanıtlamak için değil, antik dünyada benzer mucizevi figürlerin olabildiğini göstermek için kullanır. Neticede, İsa’nın tarihsel varlığı konusu ile Apollonius’un hikâyesi akademide ayrı değerlendirilir ve Altındal gibi yazarların İsa’nın aslında Apollonius olduğu şeklindeki tezi, bilim çevrelerinde “marjinal bir iddia” olarak nitelendirilir. Hristiyanlık araştırmalarında “Christ Myth Theory” (Mesih Efsanesi Teorisi) olarak bilinen ve İsa’nın hiç varolmadığını savunan görüş, genel kabul görmemekte; Apollonius meselesi de bu teorinin bir uzantısı olarak kenarda değerlendirilmektedir.

Tarihçiler, Apollonius’un kendi kimliği ve etkisi açısından da daha dengeli bir perspektif sunar. Apollonius, İsa ile karşılaştırılmaktan bağımsız olarak, döneminin önemli bir düşünürü ve kült bir kişiliği olarak incelenmeye değerdir. Polonyalı tarihçi Maria Dzielska gibi araştırmacılar, Apollonius of Tyana in Legend and History (Efsane ve Tarihte Apollonius) adlı eserlerinde Apollonius efsanesinin gelişimini ve tarihsel çekirdeğini analiz etmişlerdir. Bu gibi akademik çalışmalar, Apollonius’un yaşam öyküsünü mitlerden arındırarak anlamaya çalışırken, onu tek başına bir fenomen olarak ele alır. Yani Apollonius, İsa ile mukayese edilmeden de, Yunan-Roma dünyasında “kutsal adam” (theios aner) tipinin bir örneği ve geç Antik Çağ düşüncesinin ilginç bir yansıması olarak değerlidir.

Sonuç olarak, ana akım tarihçiler ve ilahiyatçılar, Apollonius ile İsa’nın birbirine karıştırılması meselesine mesafeli durmakta ve bunu tarihsel bir meraktan öteye geçmeyen ilginç bir paralellik olarak görmektedir. Altındal gibi araştırmacıların görüşleri ise akademik çevrelerde kabul görmemekle birlikte, tarih yazımındaki olası eksik ve çarpıtmalara dikkat çekmesi açısından önemsendiği de olur. Böylece Apollonius’un hikâyesi, bir yandan bağımsız bir antik efsane olarak incelenirken, öte yandan Hristiyanlık tarihinin bağlamında tartışmalar yaratmaya devam etmektedir.

Günümüzdeki Etkileri ve Tartışmalar

Tyanalı Apollonius ile Hz. İsa arasındaki benzerlik ve karıştırılma konusu, günümüzde de tam anlamıyla sönümlenmiş değildir. Zaman zaman popüler medya ve yayınlarda bu tema yeniden gündeme gelir. Özellikle Aytunç Altındal’ın çalışmaları sonrasında Türkiye’de Apollonius ismi daha bilinir hale gelmiştir. Altındal’ın “Hangi İsa?” kitabı ve televizyon programlarındaki iddiaları, geniş kitlelerin dikkatini çekmiş; bu da yerli kaynaklarda Apollonius hakkında yeni yazıların, belgesellerin hazırlanmasına vesile olmuştur. İnternet ortamında ve sosyal medyada, “Aslında Hz. İsa yaşamadı, onun yerine Apollonius vardı” şeklindeki tartışmalar zaman zaman alevlenmektedir. Komplo teorilerine meraklı platformlarda Apollonius konusu popüler bir tartışma başlığı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Uluslararası düzeyde bakıldığında da Apollonius figürü kültürel ve akademik alanda yaşamaya devam eder. 20. yüzyılın başlarında Helena Blavatsky gibi Teozofi (Theosophy) akımı önderleri Apollonius’tan sıkça bahsetmiş ve onu “2. yüzyılın büyük büyücüsü” olarak tanımlamışlardır. Hatta bazı ezoterik çevrelerde Apollonius’un, İsa’nın sonraki bir enkarnasyonu (bedenlenmesi) olduğu gibi mistik inanışlar bile ortaya çıkmıştır. Örneğin ünlü okültist C.W. Leadbeater ve devamındaki bazı yazarlar, Apollonius’u “Üstad İsa”nın sonraki enkarnasyonu olarak görmüşlerdir. Bu tarz görüşler akademik ciddiyetten uzak olsa da, Apollonius’un modern ruhani akımlardaki etkisini göstermesi bakımından ilginçtir. Yine edebiyat alanında, Fransız yazar Gerald Messadié “Tanrı Olan Adam” adlı romanında Apollonius’u Hz. İsa ile çağdaş bir gezgin filozof olarak kurgulayarak, kısmen Altındal’ın tezlerini andıran bir tarihsel kurgu sunmuştur. Amerikalı şair Ezra Pound da Canto’larında Apollonius’a atıflar yaparak onu güneş kültüyle ve Hristiyanlık karşıtı temalarla ilişkilendirmiştir.

Apollonius’un günümüzdeki etkilerinden bir diğeri, yerel ve arkeolojik öneminin yeniden keşfidir. Türkiye’de, özellikle Niğde’nin Kemerhisar beldesinde (antik Tyana) son yıllarda yapılan kazılar ve tanıtım faaliyetleri, Apollonius’u bölgenin tarihi bir değeri olarak öne çıkarmaktadır. Tyana antik kentinin kalıntıları gün yüzüne çıkarılırken, Apollonius ismi hem bir turizm markası hem de kültürel miras unsuru şeklinde kullanılmaktadır. Örneğin Niğde’de düzenlenen bazı kültürel etkinliklerde Apollonius ve dönemi anılmakta, bölgenin Apollonius’un memleketi oluşu vurgulanmaktadır. Bu sayede Apollonius, bir yandan tarihsel tartışmaların konusu olurken, diğer yandan doğduğu coğrafyanın kimliğinde yeniden hayat bulmaktadır.

Elbette, Apollonius – İsa tartışması ana akım dinî inançları sarsmış değildir. Hristiyan dünyasında Apollonius büyük ölçüde unutulmuş bir figür olarak kalmaya devam etmektedir. Ancak akademik çevrelerde Apollonius, geç Antik Çağ din ve felsefe tarihi açısından önemini korur. Onun hayat hikâyesi, antik dünyada “mucizevi kişi” tipinin çeşitliliğini göstermesi bakımından ders kitaplarında dahi yer bulur. Bu nedenle günümüzde Apollonius ismi, popüler tartışmaların yanı sıra üniversitelerde tarih ve teoloji öğrencilerinin aşina olduğu bir konu başlığıdır.

Sonuç olarak, Tyanalı Apollonius’un Hz. İsa ile karıştırılması meselesi, tarihin ilginç anekdotlarından biri olmaktan çıkıp zaman zaman ciddi tezlere ve komplo teorilerine ilham vermiştir. Aytunç Altındal gibi isimler sayesinde ülkemizde de bu konu tartışılmış; kimileri ikna olmasa da kimileri için düşündürücü olmuştur. Tarihsel veriler ışığında çoğunluk Apollonius ile İsa’nın ayrı kişiler olduğu konusunda hemfikir olsa da, iki figürün hayatlarındaki esrarengiz paralellikler insan zihnini cezbetmeye devam etmektedir. Bugün hala “Ya gerçekten Apollonius ile İsa aslında aynı kişi olsaydı?” sorusu, cevaplanmış bir sorudan ziyade tarihin gizemli bilmecelerinden biri olarak zihinlerde yer eder. Bu gizem duygusu, Tyanalı Apollonius’un hatırasını yüzyıllar sonra bile canlı tutmakta ve onu hem akademik araştırmalarda hem de popüler kültürde ilgi çekici kılmaktadır.

Dip Not: Bu makale, rahmetli Aytunç Altındal'ın anısına ithaf edilmiş olup, kendisini hasretle anmaktayız. Araştırmacılığı, yazarlığı ve yorumculuğunu ne kadar övsek azdır. Şüpheli ölümü ile ilgili şaibelerin bir gün açıklığa kavuşacağını umuyoruz.

Kaynaklar:
  1. Maria Dzielska, Apollonius of Tyana in Legend and History, Roma 1986 (Apollonios (Yeni Pisagorcu filozof) - Vikipedi) (Apollonios (Yeni Pisagorcu filozof) - Vikipedi).
  2. Flavius Philostratus, Tyanalı Apollonius’un Hayatı (MS 3. yy) – Julia Domna’nın himayesinde yazılmış biyografi (Apollonios (Yeni Pisagorcu filozof) - Vikipedi) (Apollonios (Yeni Pisagorcu filozof) - Vikipedi).
  3. Milliyet Kültür-Sanat (28 Ağustos 2002), “Tyana gün ışığına çıkıyor” – Tyana antik kenti kazı haberi (Apollonios (Yeni Pisagorcu filozof) - Vikipedi).
  4. Aytunç Altındal, Hangi İsa? (Destek Yay., 2008) – Tyanalı Apollonius ile İsa tezini inceleyen eser (Hangi İsa - Aytunç Altındal • Destek Dükkan) ( Medya Güne Bakış Çagdaş Güvenilir Objektif Haber Portali).
  5. Hierocles ve Eusebius, Contra Hieroclem – Apollonius-İsa karşılaştırmasına dair erken dönem tartışması (Apollonius of Tyana - Wikipedia) (Apollonius of Tyana - Wikipedia).
  6. Tasos Kokkinidis, “The Ancient Greek Jesus Christ, Apollonius of Tyana”, GreekReporter (Mayıs 2024) – Konuya dair derleyici makale (The Ancient Greek Jesus Christ, Apollonius of Tyana - GreekReporter.com) (The Ancient Greek Jesus Christ, Apollonius of Tyana - GreekReporter.com).
  7. Bart D. Ehrman, Introduction to the New Testament (Ders notları) – Apollonius’u karşılaştırmalı olarak ele alan giriş dersinden alıntılar (Apollonius of Tyana - Wikipedia) (The Ancient Greek Jesus Christ, Apollonius of Tyana - GreekReporter.com).
  8. Medya Günebakış (2013), “Aytunç Altındal Bize Tarihi Sorgulamayı Öğretti…” – Altındal’ın tezlerini özetleyen yazı ( Medya Güne Bakış Çagdaş Güvenilir Objektif Haber Portali) ( Medya Güne Bakış Çagdaş Güvenilir Objektif Haber Portali).
  9. Charles Blount (1680), Two First Books of Philostratus Concerning the Life of Apollonius – Apollonius biyografisi çevirisi ve kilise eleştirisi (Apollonius of Tyana - Wikipedia).
  10. Helena Blavatsky (1881), The Theosophist dergisi – Apollonius’u “büyük bir büyücü” olarak tanımlayan makale (Apollonius of Tyana - Wikipedia).
 
Maalesef bize sunulan tarih, her zaman eksiksiz veya tamamen gerçek olmayabilir. Aytunç Altındal, cesur ve özgün düşünceleriyle öne çıkan bir gazeteci ve araştırmacıdır. Onun çalışmaları okuyucuları her zaman farklı bakış açılarıyla düşünmeye teşvik etmiştir.
 
Kişiselleştirme

Tema editörü

Ayarlar Renkler

  • Mobil kullanıcılar bu fonksiyonları kullanamaz.

    Alternatif header

    Farklı bir görünüm için alternatif header yapısını kolayca seçebilirsiniz.

    Görünüm Modu Seçimi

    Tam ekran ve dar ekran modları arasında geçiş yapın.

    Izgara Görünümü

    Izgara modu ile içerikleri kolayca inceleyin ve düzenli bir görünüm elde edin.

    Resimli Izgara Modu

    Arka plan görselleriyle içeriğinizi düzenli ve görsel olarak zengin bir şekilde görüntüleyin.

    Yan Paneli Kapat

    Yan paneli gizleyerek daha geniş bir çalışma alanı oluşturun.

    Sabit Yan Panel

    Yan paneli sabitleyerek sürekli erişim sağlayın ve içeriğinizi kolayca yönetin.

    Box görünüm

    Temanızın yanlarına box tarzı bir çerçeve ekleyebilir veya mevcut çerçeveyi kaldırabilirsiniz. 1300px üstü çözünürler için geçerlidir.

    Köşe Yuvarlama Kontrolü

    Köşe yuvarlama efektini açıp kapatarak görünümü dilediğiniz gibi özelleştirin.

  • Renginizi seçin

    Tarzınızı yansıtan rengi belirleyin ve estetik uyumu sağlayın.

Geri