Makale Kendi Düşüncelerimizin Sahibi Olduğumuz Yanılgısı

Bir kararı neden verdiğimiz sorulduğunda genellikle hazır bir yanıtımız vardır: "Bu daha kaliteliydi", "Bu fikir daha mantıklı geldi", "Onu seçtim çünkü bana daha uygundu." Bu yanıtları verirken kendimizi, düşüncelerimizin nasıl oluştuğunu içeriden izleyen ve kararlarını gerekçelere dayandıran akılcı bir kişi olarak görürüz. Bu yazının sorguladığı yaygın kabul budur: Düşüncelerimizi ve kararlarımızı neyin yönlendirdiğini doğrudan bildiğimiz varsayımı. Yanıt kısaca şöyle: Düşüncelerimiz elbette bize aittir ve onları değerlendirebiliriz; ama onları üreten nedenlere ayrıcalıklı bir erişimimiz çoğu zaman yoktur. Yanılgı sahiplikte değil, bu erişimi abartmaktadır.

Nedenlerimizi Gerçekten Biliyor muyuz?

Psikologlar Richard Nisbett ve Timothy Wilson (1977), bu soruyu sınayan klasik bir derlemede, insanların yargı ve değerlendirme gibi üst düzey zihinsel süreçlerine çok az ya da hiç doğrudan içgözlem erişimi olmadığını savundu. Örneklerinden biri bir alışveriş alanında yapılan çalışmadır. Yoldan geçenlere aynı olan dört çift çorap gösterildi ve hangisinin en kaliteli olduğu soruldu. Katılımcılar belirgin biçimde en sağdaki çifti seçti; en sağdaki, en soldakine göre yaklaşık dört kat fazla tercih edildi. Ama gerekçe sorulduğunda hiçbiri kendiliğinden konumdan söz etmedi; doğrudan sorulduğunda ise neredeyse hepsi konumun kendilerini etkilediğini reddetti.

Nisbett ve Wilson'a göre insanlar kararlarını açıklarken zihinlerindeki süreci okumaz; hangi nedenin akla yatkın olduğuna dair önceden sahip oldukları kuramlara başvururlar. Bu yüzden açıklamalar, etkili olan uyaran göze çarpıyor ve makul bir neden gibi görünüyorsa doğru olabilir. Konum gibi "mantıklı" görünmeyen etkenler ise kolayca gözden kaçar. Bu ayrım önemlidir: Bulgu, içgözlemin her zaman yanıldığını değil, hangi koşullarda güvenilmez hâle geldiğini gösterir.

Seçmediğimiz Şeyi Savunmak

Daha çarpıcı bir kanıt, İsveçli araştırmacıların "seçim körlüğü" adını verdiği etkiden gelir. Johansson ve arkadaşları (2005), katılımcılara iki yüz fotoğrafı gösterip hangisini daha çekici bulduklarını sordu. Bazı denemelerde, katılımcının seçmediği fotoğraf gizlice ona geri verildi. Katılımcılar bu açık uyumsuzlukları çoğu zaman fark etmedi ve aslında seçmedikleri yüz için gerekçeler üretti.

Etki yalnızca yüzlerle sınırlı kalmadı. Hall, Johansson ve Strandberg (2012), katılımcılardan ahlaki ifadelere ne kadar katıldıklarını derecelendirmelerini istedi; ardından anket kâğıdını, iki ifadenin anlamı tersine dönecek biçimde gizlice değiştirdi. Katılımcıların yüzde 69'u bu iki değişiklikten en az birini fark etmedi ve birçoğu, başta işaretlediği görüşün tersini tutarlı ve kendinden emin biçimde savundu. Yazarlar bunu, tutumların oluşumunda sonradan yapılan gerekçelendirmenin rolüne dair bir kanıt olarak yorumlar. Bu, insanların görüşlerinin değersiz olduğunu göstermez; gerekçelerimizin bir kısmının kararla birlikte değil, karardan sonra kurulduğunu gösterir. Hafızanın da geçmişi kaydetmek yerine yeniden kurduğu Unutmak Beynin Bir Hatası Değil, En Büyük Yeteneğidir yazısında ele alınmıştı; gerekçeler için de benzer bir yeniden kurma söz konusu görünüyor.

Kestirmeler Karar Anında Nasıl İşler?

Zihnin kestirme yollarına psikolojide sezgisel kural ya da heuristik denir. Amos Tversky ve Daniel Kahneman (1974), belirsizlik altındaki yargılarda üç kestirmeyi tanımladı: Bir şeyin bir sınıfa ne kadar benzediğine bakmak, örneklerin akla ne kadar kolay geldiğine göre sıklık tahmin etmek ve bilinen bir başlangıç değerinden yola çıkıp onu ayarlamak. Yazarlar bu kestirmeleri ekonomik ve genellikle etkili bulur; ama sistemli ve öngörülebilir hatalara da yol açtıklarını gösterir.

Üçüncüsü, yani çapalama, en sağlam bulgulardan biridir. Gündelik bir örnekle: Bir ürünün "eski fiyatı" yüksek yazıldığında, indirimli fiyat bize olduğundan daha makul görünebilir. Laboratuvarda da, kendisine önce bir sayı verilen insanlar sonraki tahminlerinde o sayıya doğru çekilir. Bu etki, 36 örneklemde 6.344 katılımcıyla yürütülen büyük bir tekrarlama projesinde (Klein ve ark., 2014) dört farklı soruda ve bütün örneklemlerde beklenen yönde ortaya çıktı. Çapalamanın bu kadar güvenilir biçimde ortaya çıkması, yargılarımızın yalnızca bilinçli gerekçelerimizden oluşmadığını düşündürür. Fark edilmeyen sosyal sinyallerin bizi nasıl etkileyebildiği Beynin Gizli Alarm Sistemi yazısında ayrıca tartışıldı.

Önyargıyı Hep Başkalarında Görmek

Bu bulgular insanlara anlatıldığında sık verilen tepki şudur: "Evet, insanlar böyledir; ama ben farkındayım." Pronin, Lin ve Ross (2002) bu tepkiyi inceledi. Katılımcılar kendilerini çeşitli önyargılara ortalama bir Amerikalıdan, sınıf arkadaşlarından ve havalimanındaki diğer yolculardan daha az yatkın gördü. Önyargının onları nasıl etkileyebileceğini okuduktan sonra bile kendi değerlendirmelerinin doğru ve nesnel olduğunda ısrar ettiler. Bir akranlarının sınav performansını kendi lehine yorumlamasını önyargılı buldular; kendi benzer yorumlarını ise bulmadılar. Yazarlar buna önyargı kör noktası adını verdi. FORRT tekrarlama atlasına göre 2021'de yapılan bir tekrarlama çalışması temel bulguyu destekledi; bazı ayrıntılarda ise özgün çalışmadan farklı sonuçlar çıktı.

Yazarlar bu öz değerlendirmelerin, akla gelen örneklerin seçiciliği ile kendimizi olumlu görme güdüsünün birleşiminden doğabileceğini öne sürer. Nisbett ve Wilson'ın bulgularıyla birlikte okunduğunda ortaya çıkan ders şudur: Kendi zihnimizde önyargının izini "hissetmememiz", onun orada olmadığını göstermez. İçeriden bakmak, nedenleri görmek anlamına gelmez.

Kestirmeler Her Zaman Hata mıdır?

Bu tablonun en güçlü itirazı, Gerd Gigerenzer ve Wolfgang Gaissmaier'den (2011) gelir. Onlara göre kestirmelerin hata kaynağı sayılması, belirsiz gerçek dünyada çoğu zaman geçerli olmayan "akılcılık" modellerine dayanır. İş, sağlık ve hukuk alanlarındaki araştırmaları derleyerek insanların ve kurumların basit kuralları çoğu zaman uyumlu biçimde kullandığını, bilginin bir kısmını görmezden gelmenin bazen daha doğru sonuç verebildiğini gösterirler; özellikle öngörülebilirliğin düşük, verinin az olduğu durumlarda.

Bu itiraz haklıdır: Kestirmeler aklın arızası değil, sınırlı zaman ve bilgiyle karar vermenin araçlarıdır. Ama yazının asıl iddiasını ortadan kaldırmaz. Bir kestirme iyi sonuç verse bile, onu kullandığımızı ve kararımızı neyin belirlediğini fark etmeyebiliriz. Sorun kestirmenin kendisinde değil, onu gerekçe sandığımız bir açıklamanın arkasına saklamamızdadır.

Kendi Kalıplarımızı Fark Edebilir miyiz?

Kanıtlar bunun mümkün olduğunu, ama kendiliğinden olmadığını düşündürür. Sellier, Scopelliti ve Morewedge (2019), üç profesyonel lisansüstü programdaki 290 öğrenciyle bir saha çalışması yaptı. Önyargı azaltma eğitimini almış olanlar, habersizce verilen bir iş vakasında, var olan hipotezi doğrulamaya yönelik daha zayıf çözümü seçme olasılığı bakımından eğitim almamışlara göre yüzde 29 daha düşük bir eğilim gösterdi. Yazarlar bunu umut verici bir kanıt olarak sunar; sonuç belirli bir grup ve belirli bir önyargıyla sınırlıdır.

Buradan çıkarılabilecek pratik sonuç, içgözleme daha çok güvenmek değil, onu dış araçlarla desteklemektir: kararları yazmak, alternatifleri bilinçli olarak sınamak, karşı kanıt aramak ve başkalarından dış göz istemek. Bunlar, kendi zihnimize içeriden göremediğimiz yerlerden bakmanın yollarıdır.

Sonuç

Düşüncelerimizin sahibi olduğumuz fikri bütünüyle bir yanılgı değildir. Düşünceler bizde doğar, onları sınayabilir, değiştirebilir ve sorumluluğunu alabiliriz. Yanılgı, düşüncelerimizin nedenlerini içeriden doğrudan bildiğimiz varsayımındadır. Çorap seçimindeki konum etkisi, seçilmemiş yüzleri savunan katılımcılar, tersine çevrilmiş ahlaki görüşleri benimseyenler ve önyargıyı yalnızca başkalarında görenler, gerekçelerimizin sık sık sonradan kurulduğunu gösterir. Bu hüküm, insanların kendi kararlarının nedenlerini, etkenler göze çarpmadığında bile güvenilir biçimde bildirebildiğini gösteren tutarlı kanıtlar gelirse değişir.

Okura bırakılabilecek soru belki şudur: Bir kararınızı açıklarken verdiğiniz neden, kararı gerçekten belirleyen şey miydi, yoksa ona sonradan bulduğunuz en makul açıklama mı?

Kaynak ve Kapsam Notu

Seçim körlüğü, önyargı kör noktası ve önyargı azaltma eğitimine dair bulgular yayımlanmış özetlere ve kurum kayıtlarına dayanılarak aktarılmıştır; önyargı kör noktasının tekrarlanmasına ilişkin bilgi FORRT tekrarlama atlası kaydından alınmıştır. Aktarılan deneylerin çoğu belirli örneklemlerde yapılmıştır ve her kişinin her kararına doğrudan genellenemez.

Kaynakça

İçgözlem ve gerekçelerimiz

Hall, L., Johansson, P. ve Strandberg, T. (2012). Lifting the veil of morality: Choice blindness and attitude reversals on a self-transforming survey. PLoS ONE, 7(9), e45457. doi:10.1371/journal.pone.0045457

Johansson, P., Hall, L., Sikström, S. ve Olsson, A. (2005). Failure to detect mismatches between intention and outcome in a simple decision task. Science, 310(5745), 116–119. doi:10.1126/science.1111709

Nisbett, R. E. ve Wilson, T. D. (1977). Telling more than we can know: Verbal reports on mental processes. Psychological Review, 84(3), 231–259.

Kestirmeler ve önyargılar

FORRT (t.y.). The bias blind spot: Perceptions of bias in self versus others. FLoRA Replication Atlas. forrt.org

Gigerenzer, G. ve Gaissmaier, W. (2011). Heuristic decision making. Annual Review of Psychology, 62(1), 451–482. doi:10.1146/annurev-psych-120709-145346

Klein, R. A., Ratliff, K. A., Vianello, M., Adams, R. B., Jr., Bahník, Š., Bernstein, M. J. ve ark. (2014). Investigating variation in replicability: A "Many Labs" replication project. Social Psychology, 45(3), 142–152. doi:10.1027/1864-9335/a000178

Pronin, E., Lin, D. Y. ve Ross, L. (2002). The bias blind spot: Perceptions of bias in self versus others. Personality and Social Psychology Bulletin, 28(3), 369–381. doi:10.1177/0146167202286008

Sellier, A.-L., Scopelliti, I. ve Morewedge, C. K. (2019). Debiasing training improves decision making in the field. Psychological Science, 30(9), 1371–1379. doi:10.1177/0956797619861429

Tversky, A. ve Kahneman, D. (1974). Judgment under uncertainty: Heuristics and biases. Science, 185(4157), 1124–1131. doi:10.1126/science.185.4157.1124
 
Kişiselleştirme

Tema editörü

Ayarlar Renkler

  • Mobil kullanıcılar bu fonksiyonları kullanamaz.

    Alternatif header

    Farklı bir görünüm için alternatif header yapısını kolayca seçebilirsiniz.

    Görünüm Modu Seçimi

    Tam ekran ve dar ekran modları arasında geçiş yapın.

    Izgara Görünümü

    Izgara modu ile içerikleri kolayca inceleyin ve düzenli bir görünüm elde edin.

    Resimli Izgara Modu

    Arka plan görselleriyle içeriğinizi düzenli ve görsel olarak zengin bir şekilde görüntüleyin.

    Yan Paneli Kapat

    Yan paneli gizleyerek daha geniş bir çalışma alanı oluşturun.

    Sabit Yan Panel

    Yan paneli sabitleyerek sürekli erişim sağlayın ve içeriğinizi kolayca yönetin.

    Box görünüm

    Temanızın yanlarına box tarzı bir çerçeve ekleyebilir veya mevcut çerçeveyi kaldırabilirsiniz. 1300px üstü çözünürler için geçerlidir.

    Köşe Yuvarlama Kontrolü

    Köşe yuvarlama efektini açıp kapatarak görünümü dilediğiniz gibi özelleştirin.

  • Renginizi seçin

    Tarzınızı yansıtan rengi belirleyin ve estetik uyumu sağlayın.

Geri